Bugün tesadüfen elime geçti bu kitap, çok tereddütlüydüm başlamak konusunda. çünkü filmi benim için tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Oysa fragmanını izlediğimde heyecanlandırmıştı, birde kitabını okuduğum bir şeyin filmi, dizisini izlemeyi ya da filmini dizisini izlediğim bir şeyin kitabını okumayı çok sevmiyorum. Çünkü ilk hangisine göz attıysam bir sonraki eksik geliyor, hoşuma gitmiyor. Bunda tam tersine ilk önce filmini izlememe rağmen kitap daha iyiydi. Film sıkıyordu kitap geriyor. Lady Wednesday'le film hakkında yorum yapmıştık ama kitap o kadar sıkıcı değil.
Altını çizdiğim satırlar
iyi okumalar.
Şimdi canını sıkacak bir şey söyleyeceğim: Neye benzediğini biliyorum. Ayaklarının, ellerinin, teninin neye benzediğini biliyorum. Yüzünü, saçlarını ve kalbini biliyorum. Tırnaklarını kemirmemelisin. (s.27)
Sence bir ilişkide sır saklamak haksızlık ya da ahlaksızlık mıdır? (s.32)
Varlığımın anlamı, hayatın bana bir soru sormasıdır. Veya, tam tersine, ben dünyaya sorulmuş bir soruyum ve cevabımı vermem gerekiyor, yoksa dünyanın vereceği yanıta mecbur kalırım. (s. 41)
Hayatta bazı şeyler dedi, ki sayıları fazla değildir, yağmurlu günlerin, kendini yalnız hissettiğin anların ilacıdır. Bulmacalar öyledir mesela. Her birimiz kendi bulmacamızı çözmek zorundayız. (s. 43)
Birini tanımaya çalışmak, hiç bitmeyen bir yapbozu çözmek gibidir. Önce en küçük parçaları yerlerine yerleştirir, bu sırada kendimizi daha iyi tanırız. Jake hakkında bildiğim ayrıntılar-etini çok pişmiş sevmesi, umumi tuvaletleri kullanmaması, yemekten sonra dişlerini tırnaklarıyla karıştıran insanlardan nefret etmesi- daha sonra ortaya çıkacak büyük gerçeklerin yanında sıradan ve önemsiz kalıyor. (s.58)
Galiba benim asıl istediğim şey birinin beni tanıması. Gerçekten tanıması. Herkesten, hatta kendimden bile daha iyi bilmesi. Birbirimize bu yüzden sadakat sözü vermiyor muyuz? Sadece seks için değil. Tek amacımız seks olsa bir kişiyi seçip onunla evlenmezdik. Yeni partnerler bulmaya devam ederdik. Birbirimize sadakatle bağlanmamızın pek çok nedeni olduğunu biliyorum ama düşündükçe, uzun ilişkilerin birini tanımakla ilgili olduğunu daha fazla inanıyorum. (65)
Birinin beni tanımasını, gerçekten yakından tanımasını, hatta zihnimden geçenleri bile bilmesini istiyorum. Nasıl bir his olurdu bu acaba? (s.65)
Her şeyi tam olarak bilmediğimiz halde ilişkilerin kurulabilmesi ve sürmesi bir mucize. Karşısındakinin ne düşündüğünü tam anlamıyla bilmeden. Onun kim olduğunundan emin olmadan. (s.151)
Kötülük insanı şoke ediyor. Ama hedefi siz değilseniz, sorun yok. Unutuyorsunuz. Hayatınıza devam ediyorsunuz. (s.162)
Şimdi de kalbimde sıra. Ona kızgınım. Sürekli küt küt atmasına. Kalbimizin farkına varmayız genelde, ben neden kendi kalbimi sürekli fark ediyorum? Neden böyle atmasına öfkeleniyorum? Çünkü başka seçeneğim yok. (s. 164)




