Lou Andreas-Salome etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lou Andreas-Salome etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2021

Lou Andreas-Salome / Arayışlar (Alıntılar)


Sorun önyargıların aşılması, bağışlanabilir bir düşüncesizlik veya basit anlamda bir hata olsaydı; ah, sorun keşke böyle olsaydı! Yersiz kuşkulara kapılmayan sen, her şeyi anlayan ve hissedebilen sen bu yüzden hayatımdan kaybolup gitmezdin. (s.2)

Güzel insanlara her zaman hayranlık duymuşumdur ve bugün sanatçı beğenimle artık o zamankinden farklı bakıyor olsam da. (s. 5)

Artık onun sevgisine eskisi gibi çocukça bir güven duymuyordum. (s.12)

Eski tutkum, insanın tamamen uyandıktan sonra hatırlayamadığı bir rüya gibi gölgelere gömüldü. (s.13)

.. annem aslında ne bir dişi aslandı ne de geleneksel yoldan çıkan biriydi; dünyaya bakışı çoğununkine fersahlarca uzak olan yalnız , yaşlı bir kadındı sadece. (s.20)

Eğer dedikodular haksız yere yaılıyorsa ve senin gizli kuşkuların da öyleyse, sen bunu hak ediyorsun demektir. Belki de sen beni uzun süre bazı konularda işe yaramaz hale getirdin bana getirdiği sert şarabınla. Diğer bütün sarhoşluklara baskın geldin. (s.22)

Ayrıca bir kez şöyle adamakıllı aşık olamıyorsam suçlu ben değilim. Bu yeterince tuhaf zaten. (s.22)

Sevgi değildi; daha yoğun, daha dürtüsel, daha tekinsiz bir şeydi. (28)

En küçük memurundan tut, subay çevrelerine kadar hala hepsi kibirli, azametli ve dar görüşlü. Konumlarına göre görüntü değişiyor sadece, içerik aynı. Bizim artık annelerimiz ve büyükannelerimiz gibi düşünmediğimiz İçlerinden birinin bile aklına geliyor mu sanıyorsun? 'efendim aşağı efendim yukarı' diye etraflarında dört dönüp duran kadınlardan değil de artık kendi kendimizin efendisi olduğumuzun, kısacası eski kölece anlayışları rafa kaldırdığımızın farkındalar mı sence? (s.32)

İnsanlar sırf bana acıdıkları için yetişkinlik yaşına gelinceye kadar gelişimimi sürdüreceğimi ve herkes gibi olacağımı söyleyerek o kadar canımı yaktılar ki. Fakat yaşım ilerledikçe  -şimdi otuz yaşındayım- beni kandırdıklarını daha iyi anladım, fakat bunu kimseye fark ettirmeye ve karşı çıkmaya cesaret edemedim. Çünkü acınası olarak biri yaşamak ölüm gibi bir şey, öyle değil mi? (s.38)

Şimdiye kadar ona hiç, hiç bir zaman insani anlamda, halden anlayarak, bu denli yakın olmamıştım; fakat aynı zamanda bir kadın olarak ondan hiç bu kadar uzak olmamış, bu kadar uzaklaşmamıştım. (s.45)

Belki en başında birbirimizle başka türlü kaynaşabilirdik, mücadele etmeden, çekinmeden, birimizin veya diğerimizin üstün ya da aşağı olması söz konusu olmadan! Sadece gençliğimizin tazeliğiyle, duyduğumuz sevinç ve esrimeyle! Evet, belki! Belki böyle bir aşk vardır, mümkündür ve güzeldir. (s.45)

Bir insan, bizim onda kendimize uygun bulduğumuz yanlardan çok farklı değil midir aslında? (s.48)

Yapmamız gereken tek şey yolumuza devam etmektir; bize ait olan birlikte gelir, bizimle beraber yürümeyeninse, bizi durdurmasına izin vermemeliyiz. (s.50)

... havailikle delilik arasında salınırcasına bu iki duygu kutbu arasında gidip geliyormuşum gibi hissediyordum. (s.61)

Kendi mutluluğunu engelliyorsun: Hayattan ve insanlardan çok fazla şey bekliyorsun. (s.62)

Hayatta her şeyin bir bedeli var, en fazla da mutluluğun. (s.62)


01 Ocak 2021

Lou Andreas-Salome / Feniçka (Alıntılar)

 
- Bir gece uyumamak sizi zorlamayacak belli ki.
- Buna alışkınım, geceleri kitapların başında oturmayı tercih ederim. Ortalık o kadar sessizken…

Ben kitaplara gömülmekten daha yeni kurtuldum.. Ve siz.. kendinizi gönüllü olarak teslim ediyorsunuz.

“Bakış açımızı genişleten, hayatı önümüze seren ve bizi bağımsızlaştıran kitaplar niye bir cephe hizmeti olsun ki ,” diyerek şaşkınlıkla ona baktı kız .” Bu dünyada bizi özgürlüğe yaklaştıran tek bir şey varsa o da zihinsel çalışmalardır.”

Düşünceleri bambaşka bir yerdeymiş gibi dağınık bir hali vardı.

Hiçbir şey talep etmeden bahşeden bir kraliçe gibi seviyor beni. Kadın gururunun en inatçı türü.

.. kendimi gerçekten de toparlanma dönemindeki bir hasta gibi hissediyorum; o zaman insan çok farklı yaşıyor, daha edilgin, sezgileri daha açık, almaya hazır.Tam olarak tetikte değilsiniz, fakat uykuda da değilsiniz..

"Gökyüzünün sonsuzluğuna yükselmek istiyorum,
Denizin derinliklerine gömülüyorum,
Sana bütün dünya nimetlerini vermek istiyorum!
Yeter ki sev beni! Sev beni!

İnsan kadınları ister idealize etsin ister şeytanileştirsin, her durumda erkeğe bağlı değerlendirip basitleştiriyordu.

- Aşkın size verebileceği en değerli şey nedir peki?
- Huzur!

Benim onurum için başka insanların endişe etmeleri son derece nahoş ve ben buna alışık değilim. Ayrıca onur kırılgan bir şey ola bilir, ama ben değilim!

Benim duyduğum en aşağılayıcı şey, insanın yürekten inanarak yaptığı bir şeyi saklamak veya inkar etmek zorunda kalması. Sevinmeniz gerekirken utanç duyuyorsunuz!

Erkekler meseleye böyle bakabilir, onlar ki, her şeye hakları vardır ve bir şeyi gizlemeleri için içsel nedenlerinden başka bir gerekçe söz konusu değildir. Fakat bizim için durum çok farklı.

Ama bütün bunların hepsi boş laf aslında. İki âşık için önemli olan her zaman dünyaya değil, birbirlerine nasıl baktıklarıdır.

Büyük kuramlar geliştiriyoruz, ruhen uyumlu olmak istiyoruz, her şeyi kılı kırk yararcasına sınamak istiyoruz, ama sonunda başka hiçbir işarete bakmadan anın bahşettikleriyle seçiyoruz birbirimizi.

Karşınıza bir şey çıkıyor ve sizi teslim alıyor, siz de kendinizi bırakıyorsunuz, artık hesap kitap yapmıyorsunuz, hiçbir şeyden çekinmiyorsunuz ve artık yarım kalan bir şeyle yetinmiyorsunuz, hiç düşünmeden, hiç kuşkuya kapılmadan, hatta ayrımına varmadan alıyor ve veriyorsunuz; tehlikeye gülerek, kendinizi unutarak bakıyorsunuz; takatten kesilen bir akıl ve yoğunlaşan bir ruhla ilerliyorsunuz, ilerliyorsunuz...

Odamda kalmaya katlanamıyorum. Ama dışarıda olmaya da katlanamıyorum. Korkunç kaygılar içindeyim.. 

Sonuçta siz kadınlar çok farklı hissediyorsunuz - daha duyarlı, daha derin. Bunları inanarak söylüyorum. Aslında siz kadınlar süreklilik ve tam bir aidiyet istiyorsunuz, inan bana; bunları beni seven kadından biliyorum.

Hasta değilim. Sadece öyle sanılmak istiyorum. Dışarı çıkmak, bir yere gitmek, insanları görmek şimdi katlanamayacağım şeyler..

Ona șunu söylemek, ondan șunu rica etmek istiyordum: lütfen uzaklaș benden, beni tümüyle bırak ve git! Fakat ona söylediğim șu oldu: Benimle kal! Benimle kal!

Kadınları salt insani zenginlikleri içinde kavramanın, hep cinsiyetleri açısından bakmaktan, hep yarı şematize ederek görmekten kaçınmanın bu kadar zor olması ne tuhaf.

Belli ki birinin onun arkasında durması,sorumluluğunu alması, korumak veya savunmak için önlemler düşünmesi Fenya’ya sıkıntı vermişti...ansızın kırılacak eşya muamelesi görmek kıza herhalde hem rahatsız edici hem de gülünç gelmişti.

Dostluğun içimde aşka kadar yükselmesini bekledim. Ara sıra yükseldiği de oldu, giderek daha yukarılara doğru, fakat aşka ulaşmadı, yükseldikçe inceldi, sivrildi ve her defasında günün birinde ucundan kırılıverdi.