27 Kasım 2023

Altı Çizili Kitap Cümleleri - 15



Cehenneme inansam bile cennetin varlığına bir türlü inanamıyordum.
-Osamu Dazai-


Yüzyıllardır olduğu gibi, halkların bilgisizliğinden yararlanıp kişisel çıkar için dini araç olarak kullanıyorlar.
Mustafa Kemal Atatürk - Nutuk



Nereden geldiğimi artık söyleyemem: tapınaklarda inançsızım; sitelerde coşkusuzum; hemcinslerimin yanında meraksızım, yeryüzünde kesinliğim yok. - Bana belirgin bir arzu verin ve dünyayı alt üst edeyim.
-E.M. Cioran-


Cehennem’in eşiğine gelmiş kişilerin şeytandan ödü kopuyordu; zaten cehennemin içinde olanlar içinse şeytan özel biri değildi, yalnızca başka biriydi, o kadar.
-Joanne Greenberg-


Zamansız doğmuş insanlar vardır; ülkesiz, sınıfsız ve geleneksiz doğmuş insanlar vardır. Yaşamı tek başına sürdürmeyi seçenler değil tam olarak; sürgünler, gönüllü sürgünler. Bunlar her zaman da duygusal değildir: belirli bir şeye ait değildirler yalnızca -- yani hiçbir yere ait değildirler.
-Henry Miller-


Ne aradıysam zıddını buldum, doğruyu aradım yanlışı buldum, dostumu aradım düşmanımı buldum, aramayı bıraktığımda ise doğruların ve yanlışların ötesinde, renklerin zıtlığında resmin bütününü gördüm. Ne doğru vardı, ne yanlış, ne kötü vardı, ne iyi, her şey olması gerektiği gibi.
-
Virginia Woolf-

Senin için çok önemli olacak birkaç öğüt vereyim. Asla sırrını ağzından kaçırma, sevgilim ve özellikle tek başına hareket et: Suç ortaklarından daha tehlikeli bir şey olamaz; bize en yakın olanlardan sakınalım her zaman.
- Marquis De Sade-

Birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! O görmeler yüzünden gözlerim, eşyanın yüzeyinde, ruhu özü örten o ince ve sert kabukta aşındı. Artık hiçbir şeye inanmıyorum.
-Sadık Hidayet-

Bana yurt dışına yaptığı uzun bir yolculuktan yeni döndüğünü, geldiğinde evde küçük kızına ait bir defter annesini özleyen, annesince terk edilmiş bir kızın hikayesini anlatıyormuş orada. Şöyel başlıyor: "Kendini hep yalnız hisseden, annesi ona neredeyse hiç bir zaman iyi geceler öpücüğü vermediği için her gece ağlayan küçük bir kız varmış.
-Jhumpa Lahiri-


Biz, olmadığımız şeyiz, hayat kısa ve hazin. Gecenin içinde dalgaların sesi, gecenin kendi sesidir; ve kim bilir kaç insan ruhunun derinlerinde duymuştur onun, derinlerde çoğalan boğuk köpük sesleriyle yankılandığını, karanlıkta paramparça olan umut gibi! Elde edenler ne çok gözyaşı döktü, başaranlar ne çok gözyaşı yitirdi! Deniz kıyısında gezinirken gecenin sırrını, uçurumun içyüzünü gördüm bütün bunlarda. Ne çok insanız yaşayan, ne çoğuz kendini kandıran!
-Fernando Pessoa-

Kitaplarda insanlar birbirlerine aşklarını, nefretlerini ilan ederler, kalplerinden geçenleri anlatma cesareti bulurlar; gerçek hayatta bu neden mümkün değil? Andree’yi bir iki saat olsun görmek, onu bir acıdan kurtarmak için iki gün iki gece yemeden içmeden yürürdüm: Ama onun bundan haberi yoktu!
-Simone de Beauvoir-


“Seni anlıyorum” demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve
tanıyamaz dünyada... Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa
odur. Koridorlarında birikenlerin kokusunu bile yaymaz dışarıya. Deliliğinin kokusunu,
anormalliğinin kokusunu duyamazsın yanında gazete okuyan adamın, otobüs durağında. Sadece
gördüklerin vardır. Beş duyunun algıladığı kadar anlarsın aileni, sevgilini, çocuğunu. Dolayısıyla
herhangi bir şeyi, birini anladığına, ama gerçekten anladığına emin olmak, sarıldığında arkasında
ellerini kavuşturabilecek kadar o şeyi ya da kimseyi anlamak olağanüstü bir durumdur. Ve çok
zaman isteyen söz konusu olağanüstü ilişki için olağanüstü bir insan olmak gerekir.
-Hakan Günday-



 Rahat görünmeye çalıştığı zamanlarda bile bu görünüşünün altında kuşkulu, güvensiz ve karanlık iç dünyasının katılığı olduğunu sanıyorum. İlk bakışta insanlara hemen inanıveren, söylenen sözlerin gerçekliğinden kuşkusu olmayan bir genç izlenimi bırakırdı. Fakat, kendisinde, gerçeklere karşı dalgın duran bu yanı iyi bildiği için, kimsenin aklına gelmeyecen yersiz ve gerçek dışı kuşkulara kapılırdı. Öylesine söylenmiş sözlerin altında gizli anlamlar arar, kimsenin onunla ilgilenmediği bir sırada kendisiyle alay edildiği endişesine kapılarak azap çekerdi. Bir söz yüzünden geceleri uyuyamaz, huzursuzluk içinde kıvranırdı.
-Oğuz Atay-


İnsan ne yerse o kokar. Ne okursa onu konuşur. Kimi seviyorsa kalbi o kadardır. Sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. Yaşamınız verir sizi ele. Müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz. Aşkı sevme biçiminiz. Dinlediğin tarz müzikte saklıdır sevgiye olan şiddetiniz. En kötüye vereceğiniz cezadır adalet. Herkes sever doğduğu toprağı, oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz. Sevgi bir bütün diyalog evrene karşı. Yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz, aşk sözlerini sakının siz. Komşunuzla sohbetimiz kadar uzaktakine olan bağımız. Mesafe denilen tanım sadece zamanla ilintili. Yoksa yalnız bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz. İnsan çevresi kadar güçlüdür. Kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında. Aile bağın kadar bağlısın hayata. Sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundadır tavrın. Gizlediğin iyilik kadar büyük. Anne baba sevgisine izin verdiğin kadar küçük. Tek bir dünya var “vicdanının” etrafında dönen. Tüm karakterindir onun içinde geçen..
-Umut Güner-


Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum. Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum. Ay´ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor. Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığını, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum. Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum. Benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum. Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum. Güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum. Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum. Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün kenarında durup gümüş ay´a ´EVET!´ diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum. Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor. Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum. Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum. Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum. Kendinle yalnız kalıp kalamadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.
-Oriah Mountain Dreamer-






25 Kasım 2023

Altı Çizili Kitap Cümleleri - 14


"Hiçbir insanın ömrü başka bir insanın egosunu taşıyacak kadar uzun değildir." -Paulo Coelho-

“Kötü kader diye bir şey yoktur; 21. yüzyıl vardır. Ve bu yüzyıl bir kelebeği bile intihar ettirebilir.”
- José Saramago-

"Dindarlığınızı Tanrı’ya gösterin, bana insanlığınız lazım!"
-Friedrich Nietzsche-

"
Eylemlerimin ahlâkî olup olmadıklarını, onların hitap ettiği kitle belirler."
-Dostoyevski-

Diktatörlükler kendilerinden yana olanları bir arada tutmak için her zaman bir dış düşman bulurlar.
-Umberto Eco-


"
Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim-hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da.. Dünya ne ise oydu, ben de ne isem o oldum-uyuşamadık. Hepsi bu…” -Oruç Aruoba-

"Kendine güvendiğin için yalancı değilsin. Yalan dolan bilmediğin için yalan karşısında yenileceksin."
-Yaşar Kemal-

“Bir defasında biri bana laf arasında şöyle dedi: “Hayatın kendi doğal koreografisi var.” Bu cümleyi uzun bir süre düşündükten sonra bu doğal koreografiye ayak uydurmaya ve onun kendi işini yapmasına izin vermeyi deneyimlemeye başladım. Çoğu zaman, her şeyi oluruna bıraktığımda, bu doğal koreografinin karşıma çıkardığı şeylerin, aklıma gelebilecek her şeyden çok daha ilham verici, yaratıcı ve ilginç olduğunu gördüm." - Pema Chödrön-

Şimdi konuşmuyorum, seneler sonra da konuşmayacağım. Hiçbir zaman karşılarına geçip intikam almayacağım. Düştüklerinde iyi olmuş bile demeyeceğim. Benim kelimelerim sesimden çıkıp kimseye çarpmayacak. Keşke bunun anlamını biraz olsun bilseydiniz. - Sabahattin Ali-

Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi.
Herkesle uzaktan hoşbeş edip geçmeli.
Can gözünü açınca görüyor ki insan.
En büyük düşmanıymış en çok güvendiği.
-Ömer Hayyam-


"Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne
Tükür yüzüne cellâdın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile.
-Ahmed Arif-

“Bana göre, hayat bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla birlikte nasıl varolduğumuz ya da olmadığımız. Önce günaydın, sonra biraz haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ve ardından iyi geceler. Düş gücü ve tutkuları engellenmişler için ise hayat, çocukken oynadığımız oyunların büyüyünce izin verilmeyen oyunsuzluğu. Bence hayat, burada saydıklarımla ve saymadıklarımla, tartışılması gerekmeyecek kadar sıradan ve yalın. İnsanlık tarihi boyunca onu karmaşık bir hale getirme yönünde öyle ustalaşmışız ki bazılarımız bununla ilgili bir şeyler söyleme ihtiyacını duyuyoruz; hayatın kendisinden çok, onu çözülmesi zor bir yumağa nasıl dönüştürdüğümüzü anlatabilme umuduyla. Bunlar benim görüşlerimdi, başkalarının her zaman söyleyecek farklı şeyleri olacak. ” -Engin Geçtan-


02 Eylül 2023

Altı Çizili Kitap Cümleleri - 13

 


Adalet uygulanmıyorsa, namussuzluk örtbas ediliyorsa ve inançlarını koruyan insanlar acı çekiyorsa, sizin gerçekliğiniz ne işe yarıyor peki? -Joanne Greenberg-

Ben sizden de değilim, diğerlerinden de. Ben, ölüme dair yemin etmeyenlerden, tehdit savurmayanlardan, dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım. Ben hâlâ şiir okuyanlardanım.

Ah “ruh”!!! Kim bilir hakkında kaç mektup yazmışımdır. O kadının konuştuğu dilde ruh için bir sözcük olduğunu sanmıyorum. Kalp sözcüğü var, evet, ama ruh? (Yine de inanmak isterdim var olduğuna). Böyle söylüyorum ama söyler söylemez de âşık olduğum şeyin onun “ruhu” olduğunu anımsıyorum. O bunu anlamamıştı tabii. -Henry Miller-

Çalışacağım yazmaya, aklımda kalanları, olaylar zincirinden zihnimde kalanları yazmaya. Belki genel bir sonuca varırım, hayır, fakat içim rahat eder, inanabilirim kendim.  Çünkü benim için hiç önemi yok, inanmış inanmamış başkaları. Lâkin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan.  Hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir. -Sadık Hidayet -

Yaşamımız pek de dilediğimiz gibi çıkmadıysa durmadan geriye bakıp kendimizi suçlayarak ne kazanabiliriz ki?... Yaşamınızın akışını denetim altına alabilmek için ne yapabilirdiniz, ne yapamazdınız, bunları düşünerek kendinizi yiyip bitirmenin ne anlamı var? Bizim gibilerin, hiç değilse doğru ve değerli bir şeye ufak da olsa katkıda bulunmaya çalışmamız yeterli olacaktır kuşkusuz. Kimilerimiz böyle yüce amaçlar uğruna yaşamda pek çok şeyi feda etmeye hazırsa, sonuç ne olursa olsun, bu çaba kendi başına bir gurur ve memnuniyet kaynağı olmalıdır. -Kazuo Ishiguro-

Evet sonunda maskemi aşağıya indiriyorum kendimi açığa çıkarıyorum itiraf ediyorum ben başka türlü olmak istiyordum size çok ilginç geldiğim bu durumumu değiştirmek bambaşka insan olmak istiyordum fakat kendimi başka türlü yapmak elimden gelmedi beceremedim anlıyor musun sizler gibi olmak istiyordum en aşağılık en bayağı görüneniniz kadar olmak istiyordum. -Oğuz Atay-


Kendimi bütün insanlara karşı savunmak, çılgınlıklarına tepki göstermek ve bunun kaynağını ortaya çıkarmak istedim; dinledim ve gördüm ve korktum: Aynı sebeplerle ya da herhangi bir sebeple hareket etmekten, aynı hayaletlere ya da tamamen başka bir hayalete inanmaktan, aynı sarhoşluklara ya da tamamen başka bir sarhoşluğa gömülmekten korktum; son olarak da, ortaklaşa hayal kurmaktan ve son nefesimi bir vecd kalabalığı içinde vermekten korktum. Bir varlıktan ayrılırken bir yanılgının daha elimden çıktığını, onda bıraktığım yanılsamayla yoksullaştığımı biliyordum...
-E. M. Cioran -


01 Eylül 2023

Kurdele Sarmaşığı - 1

 

Serin bir sabah, açık kalan pencereden gelen esintiyle ürpererek uyandığında gün yeni yeni ağarıyorken, o akşamdan kalmanın etkisiyle uykulu gözlerle etrafına bakındı. Hiç bir zaman sabit bir yeri olmayınca, nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Dolmabahçe camiinden gelen ezan sesiyle İstanbul'da olduğunu anladı. Durumu çok iyi olmasına rağmen hiç bir şehirde evi olmamış, kendini hiç bir yere kimseye ait hissetmemişti. Her gittiği ülkede hep aynı otellerde ve aynı odada kalırdı, hayattaki değişmeyen tek rutini buydu. Kendini ait hissettiği tek yer otel odalarıydı.

Boğazın ve denizin incisi Kız Kulesi her uyandığında karşısında duruyordu. Kendisine o kadar çok benziyordu ki. Herkesin hayran olduğu göz alıcı bir güzellikteydi, ama denizin ortasında tek başına, kendisi gibi yapayalnız. Belki de bu manzara için  hep bu otelde kalıyordu.

Üstüne bir şey alıp ezan sesinin eşliğinde uzaktan Kuleyi izledi. Çocukluğunda dedesi götürmüştü, halbuki o hep babasıyla gelmek istemişti. Babası uzak deniz kaptanıydı aylarca gelmediği oluyordu. Baba mesleğiydi, aile nesilden nesile hep kaptanlık yapmış bu yüzden her şey yarım kalmıştı. Babası ile yaşayamadığı her şeyi dedesi yaşatmıştı ona, sanırım o da babasının talihsizliğini yaşıyordu. Babası da dedesiyle ortak hiçbir şey yapamamış o da dedesiyle yapmıştı her şeyi. Bir an, 23 Nisan da dedesinin bir kayıkçıdan kiraladığı kayıkla onu denizde gezdirmesi aklına geldi. Dedesi de kaptan olduğu için hiç korkmadan binmişti, o anı hatırladığında tıpkı o günkü gibi yeniden heyecanlandı. İlk kez o zaman o kadar yakından görmüştü Kız Kulesini, hikayesini duyunca o da dedesinden kendisi için bir Kule yaptırmasını istemişti, ama o kendi adını verecekti, bu anı aklına gelince gülümsedi.

Ayılmak için bol telveli şekersiz bir Türk kahvesi içti, maillerini kontrol etti, gün iyice ağarırken arabasına binmek yerine yürümeyi tercih etti. Boğaz kıyısında dolaştı, dalgındı. Sokak kedilerini sevdi, simitçiden aldığı simitleri martılarla paylaştı. Otele dönerken yol boyunca, şu an okuduğu kitaptaki bir söz aklındaydı onu tekrar edip durdu "İnsanın tek gerçek özgürlüğü yalnızlığıdır".. Tüm hayatının özetiydi sanki bu satırlar. Aynı düşünceyle odasına girdiğinde yatağının başucundaki kitabı gördü, daha önce farkına varmadığı bir şey dikkatini çekti. Kitabın sonlarına doğru iliştirilmiş bir kağıt parçası. Ona hediye eden kişinin yazısıydı ve kitabı bitirdiğinde görmesi için bırakmıştı. "29 harf arasına sıkışmış devrik bir cümleyim ben"..

"29 harf arasına sıkışmış devrik bir cümleyim ben" elindeki notu tekrar tekrar okudu. Kitaptan mı alıntıydı bu yoksa replik miydi? Neden böyle bir not koymuştu kitabın arasına, ona ne demek istiyordu. Kendisinin de aynı şeyleri hissettiğini mi anlatmaya çalışıyordu.. Aklından tüm bu sorular geçerken, hayatının özeti olan yeni bir cümle daha karşısında duruyordu. Acaba başka not ya da altı çizili bir şey var mı diye kitabı inceledi, yoktu. Kitabı okumaya çalıştı ama aklını veremedi.

Zihnini dinlendirmek istercesine yatağa uzanıp boş boş tavanı izledi. Bir süre sonra kalkıp saatine baktı, vakit henüz erkendi ama o, günü yarılamış gibi hissetti. İçinde garip bir huzursuzluk oluştu, böyle hissettiği anlarda yaptığı şey geçti yine aklından, gitmek...  Yaptığı en iyi şeydi bu, çünkü kendisini huzursuz mutsuz eden şeylerden anca bu şekil sıyrılabiliyordu, kendince bir savunma şekliydi belki. Bu herkesin yapabileceği bir şey değildi ardına bakmadan gidebilmek. Güçlü olduğu için mi gidiyordu yoksa kendini güçsüz hissettiği için mi?

Kıpırdamadan oturduğu yatakta, uzun uzun düşüncelere daldı. Sabah sevdiği sokak kedileri geldi aklına, onlara benzetti kendini. Okşayan bir ele hasret ama örselendiğini hissettiği an tırnaklarını gösterip, kaçıyordu.. Farklı olmak için uğraşanların aynı olduğu bir dünyada, farklılık adına hiç bir şey yapmıyordu. Onu bu kadar özel ve güzel kılan şeyde buydu belki. Düşünceden düşünceye daldı. Sahip olduğu ya da olamadığı bir çok şeyin hasreti vardı içinde. Çalışmayı hiç sevmiyordu, ona göre çalışmak geninde yoktu ama çok iyi bir eğitim ve iş hayatının ürünü olarak aranan biriydi ve iki işte birden çalışıyordu. Anne olmayı çok istiyordu ama karşısına hayatının erkeği daha çıkmamıştı. Karşısına çıkanlar da onu yanıltmıştı.. Başarısız ilişkiler, ihanetler, sevdiği herkesten uzak bir otel odasında bir nottan sonra hayatını gözden geçirip bazı şeyleri anımsadığında huzursuzluğu iyice arttı... Buradan gitmeliydi.

Acenteyi arayıp biletini öne almak istedi ama Paris uçağı için o gün yer yoktu. Biraz düşündükten sonra Peru'ya uçak olup olmadığını sordu, akşam 23:30 da uçuş olduğunu öğrenince hemen biletini ayırttı. Telefonu kapattıktan sonra kendi yaptığına şaşırmıştı, "neden Peru dedim ki" dedi kendi kendine. Sonra o masum gülümsemesiyle "tabi ki huzur" dedi. Peru'ya en son gittiğinde ormanda kamp kurmuş. Peru'nun eşsiz doğasına hayran kalmış ve kendini çok huzurlu hissetmişti, şuan en çok ihtiyacı olan da huzurdu. Eşyalarını hazırladı. Araba kiraladığı firmayı arayıp arabanın alınmasını istedi ve plansız seyahati işlerini engellemesin diye uçuşa kadar düzenlemeler yapmak istedi...
 
Otelden çıkış işlemlerini yaptırıp aşağı indiğinde taksi hazır bekliyordu, "havaalanına" dedi, "ama uçağım 23:30 da, vakit varken biraz gezelim son bir İstanbul turu yapmak istiyorum" dedi. Taksicinin gözleri parladı "hay hay ablacım" dedi. "Birde yavaş git, gittiğim her yerin havasını içime çekmek istiyorum", taksici başını salladı. İş çıkış saati olduğu için trafik vardı, hayalini kurduğu turu yapamayacaktı ama olsun bu da yeterdi. Taksici "radyoyu açayım mı abla "dedi, "olur" dedi, keşke demeseydi, 90'lar radyosunda Levent Yüksel'in Karaağaç şarkısı çalıyordu. Sözlerini duyunca üstündeki ağırlık daha da arttı sanki, gözleri doldu ama ağlamadı.

"Gurbete giden döner mi dönmez mi?
Belli değil bilirim.
Ben bir karaağaç gölgesi buldum.
Cebimde ümitlerim".

Sanki herkes el birliği yapmıştı, İstanbul'dan daha çabuk gitmesi için. Bu kadar duygu yoğunluğuna alışık değildi, şarkı eşliğinde İstanbul'u içine çekiyordu. Film karesindeymiş gibi hissetti kendini, sadece ardından yetişen, "dur gitme" diyen biri eksikti. Bir kişi hariç herkesten giden oydu. Bu duygular içinde, kırmızı ışıkta beklerken, taksici radyoyu değiştirdi. Açık Radyo'da müthiş bir keman solosu vardı. Hüzünlü ama umut dolu, mini İstanbul turuna güzel yoldaş olmuştu müzikler. Saatine baktı uçağın kalkmasına 2,5 saat vardı, "artık gidelim" dedi...

Havaalanına vardığında daha dingin hissetti kendini, gezi ferahlatmıştı içini az da olsa. Güvenlik, bilet, pasaport kontrolü derken zamanın nasıl geçtiğini anlamadı. Uçağa binme sırasına girip koltuğuna oturdu. Şansına kuyruğa yakın bir yer geldi, zaten hayatı da hep uçlarda yaşamış gibi için önemsiz bir ayrıntıydı. Pilot uçuşun 28 saat süreceğini ve Meksika aktarmalı Lima'ya ulaşacaklarını söyledi. Hava durumu bilgisi ve kemer uyarısından sonra kalkış anı geldiğinde derin bir nefes aldı. Uçak yavaşça havalandığında, son kez baktı 7 tepeli şehre. Uçak havalandıkça kendini hafiflemiş hissetti. Kulaklığını takıp hiç bir şey düşünmeden müzik dinlemekti niyeti, gözlerini kapatıp gülümsedi..

Kurdele Sarmaşığı 2


22 Temmuz 2023

Altı Çizili Kitap Cümleleri - 12

... yaşamak güzel şey. Yoksa, bunca zahmete değmezdi. -Marguerite Duras-

Asla kendini kaybetme! Kaçamak sözlerle, öfkeli tavırlarla, oyalamalarla, sanrılarla, sahtecilikle, kararsızlıklarla hatta kabızlıkla karşılaşırsan gülümsemeyi elden bırakma, reverans yapmayı sürdür. -Henry Miller-

Yaşam, üstüme böyle varmakla gaddarlık ediyor bana. Bu oyunda kağıtları daha iyi dağıtmalıydı. Payıma çok kötü bir el düştü. Bedenimde kara bir tarot var. -Frida Kahlo-


Dünyada bir adalet olduğuna inanmıyordum. İnanmadığım şeylerin sayısı artınca din derslerinden muaf tutuldum. -Bedia Ceylan Güzelce-

İnsan, her an kendini parçalayarak, kendi etinden kanından vererek yaşayabilir mi? Gerçeği aramak bu mudur? -Oğuz Atay-

 Kendimi bütün insanlara karşı savunmak, çılgınlıklarına tepki göstermek ve bunun kaynağını ortaya çıkarmak istedim; dinledim ve gördüm ve korktum: Aynı sebeplerle ya da herhangi bir sebeple hareket etmekten, aynı hayaletlere ya da tamamen başka bir hayalete inanmaktan, aynı sarhoşluklara ya da tamamen başka bir sarhoşluğa gömülmekten korktum; son olarak da, ortaklaşa hayal kurmaktan ve son nefesimi bir vecd kalabalığı içinde vermekten korktum. Bir varlıktan ayrılırken bir yanılgının daha elimden çıktığını, onda bıraktığım yanılsamayla yoksullaştığımı biliyordum... -E.M. Cioran-


Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yokettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim.


30 Mayıs 2023

Altı Çizili Kitap Cümleleri - 11


Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, bahçeleriniz bahar görmesin. -Ahmed Arif-

Mutsuzluklarıma benim düşünce tarzım değil diğerlerinin düşünme tarzı neden oldu. -Marquis de Sade-

İçimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler, şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlamayacaklar. -Stefan Zweig-

Bir hamamböceği öldürürsen kahraman, bir kelebeği öldürürsen şeytansın. Ahlakın estetik standartları vardır. -Friedrich Nietzsche-

Ne kadar yalnızdı! Ona dokunuyordum, onunla konuşuyordum ama acısına sokulabilmek olanaksızdı. -Simone de Beauvoir-

Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir. -Sadık Hidayet-

İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. -Sabahatin Ali-

Halk ölüyor, kendi ölümüne alışmış. Çocukların ölümü, kadınların güçlerinin üstünde çalışmaları, herkes için, özelikle de yaşlılar için açlık gibi ölümle sonuçlanacak yaşam biçimleri oluşmuş halk arasında. Ve halk bu duruma öyle yavaş yavaş gelmiş ki, durumunun korkunçluğunu kendisi de görmüyor ve bundan yakınmıyor. -Lev Tolstoy-

Asla cevaplanamamış ve kadın ruhunu araştırmaya verdiğim otuz yıla rağmen benim de cevabını bulamadığım o büyük soru şudur: “Kadınlar ne ister?” - Sigmung Freud-

Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil. -Zülfü Livaneli-

Gücenmişsiniz. Sizi suçlamıyorum: artık kimseye güvenmemeniz normal; size bir şey itiraf etmeliyim ki ben de kimseye güvenmiyorum. Yine de size bir şey söyleyeceğim: Bu ülke olağanüstü insanlarla dolu. Hiç kuşkunuz olmasın: Girişimci, uyanık ve iyimserlik dolu insanlarla; biraz sıradan, hatta sıkıcı insanlarla; emin olun böyle. Ama izin verin size başka bir şey söyleyeyim, bu ülkenin en büyük avantajı şu: Burada kimseyi dinlemek zorunda değilsin; yapman gereken tek şey konuşmak. İnsanlar konuşuyor, konuşuyor ve konuşuyor ama kimse dinlemiyor. -Javier Cercas-

Çoktandır kafamı kurcalayan bir şey var. Niçin insanlar birbirine karşı açık yürekli davranmıyorlar? Neden en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler gizliyor, bütün düşündüklerini söylemiyor? Sözlerimizin yabana atılmadığını bildiğimiz zamanlar bile neden içimizden geçenleri olduğu gibi söylemiyoruz? Nedense herkes olduğundan sert görünmek istiyor. Duygularını hemen açığa vurursa altta kalacakmış, küçük düşürülecekmiş gibi bir korkuya kapılıyor. -Fyodor Dostoyevski-