30 Eylül 2020

Eskiye bakış


   Bende anısı, anlamı olan şeyleri eski bile olsa atmayı silmeyi pek sevmiyorum. Geçen günlerde biraz nostalji yapayım dedim, döktüm eskileri baktım ne var ne yok. Pek sevmesemde nadir anlarda çekindiğim fotoğraflar. Bazısını kimin verdiğinini bile hatırlayamadığım doğum günü hediyeleri. Şuan görüşmediğimiz mektup arkadaşımla 17 yıl önceki yazıştığımız mektuplar. Gittiğim konserlerin biletleri. Rahmetli İsmet Badem'in programında hediye ettiği İmzalı Fenerbahçe basketbol forması. Sevdiğim şarkıcı ve yazarların imza günlerinden kalma kitaplar cd ler. 7 yıl önce saatlerce Fulya ile yaptığımız Facebook yazışmaları. ( Bu arada Tutunamayanlar dışında önderdiğin tüm kitapları okudum Fulya, yeni tavsiyelerini bekliyorum :) )

 Facebook ta Tarihte bugün etiketiyle anılar kısmına hatırlatma geldiğinde ve arada baktığımda bu salak cümleyi ben mi kurmuşum, bunu nasıl paylaşmışım diye kendime hayıflanıp hatta küçümsüyorum. Halbuki o zaman çok akıllıca mantıklı gelen şeylerdi. Nasıl bu insanlarla arkadaş oldum, nasıl sevdim nasıl bu yalanlara inanadım bu kadar saf mıydım derken, Tüm bu eski anıları yeniden gözden geçirince, hepsini okuduğumda yaşadığım değişim yada evrimi daha net gözlemledim. Hem gerildim hem hoşuma gitti, şuan dönüştüğüm şey oldukça memnun etti. Geçmişteki insanların bıraktığı anılar toz kir halini almıştı o kirlerden arındığım için mutlu oldum. Az ama öz insanlarla, dokunuşlarıyla hayatıma anlam katan insanlarla daha da sürmesini umut ediyorum bu evrimişn değişimin.

Değişim gelişim deyince geçen perşembe 36 yaşına girdim. Eşim ve çocuklarımla keyifli bir gündü. 20 yıl önce bana evlilik ve çocuk deseler güler geçerdim, hele ki çocuk mu haha hadi canım derken hayat size bazen güzel sürprizlerde hazırlıyor.  Keşkelerim iyi kilerimden daha fazla ama hayttaki en güzel iyi kilerim onlar, iyi ki doğmuşlar. Kendileriyle birlikte benide büyütüyorlar, onlarla çok şey öğreniyorum, katıksız karşılıksız saf gerçek sevgi.

Şimdilik anlatacaklarım bunlar, şuan Jules Payot - İrade Terbiyesi'ni okuyorum. Bitince altını çizdiğim kısımları ekleyeceğim. Sağlıcakla huzurla kalın..



06 Eylül 2020

Terapi


"Bir gün gelir, dünyanın bir yerinde  yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine
tüm  hayatını anlatmak istersin."

-Murathan Mungan-





27 Ağustos 2020

Alışagelmemiş alışkanlıklar


“Garip bir ölçü alışkanlık. Sevgi, aşk, dostluk ancak bu ölçüye vurulduğunda anlam kazanıyor. En ufak ayrıntılarda bile. Sözgelimi ben yeni bir giysiyle, bilmediğim bir yere kolayca gidemem. Önce evde deneyip benim kılmalıyım onu, birazcık eskisin, bedenimin kalıbını alsın ki içinde özgürce davranabileyim. Alışkanlık, kişiliğin gelişimini, kendini bulmasını sağlıyor evet ama bir sınıra kadar. Sizi o sınıra götüren iti, bakıyorsunuz sınırda karşınıza dikilmiş, yolu tıkamış. O tuzağa düşmemeli. Her büyük tutku gibi alışkanlık da Fethi Naci’nin deyişiyle: yıkımının tohumunu içinde taşıyor.”
Tomris Uyar-Gündökümü
Bir Uyumsuzun Notları I


İki ucun arası



“Yaşam benim için hiçbir zaman kolay olmadı; yine de her zaman mutlu oldum, kim bilir belki de mutlu olmayı çok fazla istediğimdendir. Yaşamı öyle çok seviyorum ki, bir gün öleceğimi düşünmekten nefret ediyorum. Öyle aç gözlüyüm ki, yaşamdan her şeyi istiyorum; hem kadın hem erkek olmak istiyorum, hem bir sürü arkadaşım olsun, hem de yalnız kalabileyim istiyorum.” 
-Simone de Beauvoir-
 




Arama Sonuçları

Web sonuçları

25 Ağustos 2020

Yerle gök arası


 “Kendi dünyamı bulmaktayım. Belli bir var oluş durumu, yalnızca benliğe ait bir evren; kişinin bir bitki gibi, içgüdüsel bir biçimde yaşadığı bir yer. İrade yok. Hırs yok muhteşem bir kayıtsızlık, tıpkı içindeki tohumların çiçeklenebilmesi için kendini edilgenleştiren Hindu’nun yaptığı gibi. Avrupalı’nın iradesiyle, doğulunun karması arasında bir şey. Ben yalnızca aydınlanmanın mutluluğunu istiyorum, dünyada gördüklerimden aldığım mutluluğu. Titreşimler almanın sevinci, yaşayan her şeye karşı duyarlılık. Olduğu gibi kabullenmek. Bütün canlıları hissetmek, onaylamak. Yalnızca var olmak."
-Anais Nin-