6 Temmuz 2014 Pazar

yeni bir "ben" ..


Hayatımı hep ironilerle hep bir kızgınlıkla anlık kararlarla geçirdim, fazla gözü karaydım doğru yanlış farketmek sizin o an içimden ne geliyorsa onu yaşadım hissettim söyledim. Bir süre sonra yoruyor bu durum, yıllar yıllar sonra anlıyorsun kendini anlamsız bir savaşa soktuğunu, gereksiz saçma sapan insanlar konular için yıprattığını değer verdiğini, kendini sevdiklerini üzdüğünü. Hep anı yaşadım, ne derler ne düşünürler demedim seviyorsam seviyorum, aşıksam ben sana aşığım, sevmiyorsam uzak dur dedim, o yüzden adım hep deli çılgın yada sorunlu oldu, umurumda mı hayır. Hiç plan program yapmadım kimsenin nasihatını sözünü dinlemedim, hiçte pişman değilim büyüklerimin sözünü dinlemediğim için. Bazı mevzularda haklı olsalar da o bana büyük bir tecrübe oldu ama pişman değilim belki bu yüzden hep güçlü hissettim kendimi, hoş sonra o güç denilen şeyinde bir bok olmadığını anlıyorsunuz.

5-6 yaşındayken bile aileme kendimden büyüklere kafa tutar hayır o niye öyle ben kabul etmiyorum diyen başına buyruk öfkeli bir kız çocuğuydum. Kızımında öyle olmasını istiyorum, doğru yanlış her konuda itaatkar değil kendini hakkını savunabilen, yanlış gördüklerini benim yüzüme vuracak hey dur orada diyecek bir birey. Bence insanın karakteri doğuştandır, sadece yaşadıklarımız gördüklerimiz öğrendiklerimiz hamur misali ne olduğumuzu kişiliğimizi şekillendirir bize yön verir. Hayatım hep sorgulamakla geçti, bu sorgulamalardan çok şey öğrendim çok bilgi edindim, bazı şeyleri de kaybettim inancım gibi.. Biz Terazilerin en büyük özelliğidir adalet hak duygusu, fecidir gelemeyiz haksızlığa, o niye böyle, bu niye böyle ama haksızlık.. Biri yere çöp atsa ardından kaldırır çöpe atardım, bana göre yanlıştı ha kimsede öğretmedi tembihlemedi, bana göre yanlıştı ve o çocuk aklıyla dünyayı tek başına düzeltebileceğime inanırdım o yanlışları düzeltmeye çalışarak. Ormanlık bir yerde köylüler ağaçları kesiyordu sinirimden ağlamıştım inşallah altında kalır ölürsünüz ne kesiyorsunuz diye, canım yanardı o ağaçlar devrildikçe, yıllar sonra biri o ağaç kesme mevzusunda öldü oda amcamın oğlu idi. O zaman öğrendim kimseye beddua etmemem gerektiğini. Ağzımızdan çıkan her sözün, kalbimizden geçen her niyetin dönüp dolaşıp bizi bulacağını. Eskiden beni tanıyanlar şuan karşılaştığım yada konuştuğumuzda ne kadar değişmişsin diyor. Artık daha çok susup daha çok gülümsüyorum, eskiye göre kendimi daha pozitif mutlu huzurlu hissediyorum. Kendimde değişimler hissediyorum büyük değişimler, zaten kendini değiştirmeyen insan sıkıcıdır, 10 yıl boyunca aynı saç, aynı sakal aynı düşünceler aynı müzikler aynı yemekler sıkar sıradanlaştırır insanı. Yeni bir şeyler öğrenmiyor yeni yerler yeni yemekler müzikler kitaplar keşfetmiyorsan, aklına kalbine ruhana yeni birşeyler eklemiyorsan ot gibi yaşıyorsundur..
30'a merdiven dayamamın ve yaşadığım sağlık sorunlarının da etkisi var sanırım, olgunlaşmak denilen şey bu olsa gerek zamanla ne kadar eksik yönüm olduğunu fark ettim, sanki bir yarışa girmiş gibi o eksikleri doldurmaya çalışıyorum, daha çok sessizlik sakinlik istiyorsun. Çok eskiden kitaplarla aram hiç yokken şimdi yılda en az 40 kitap okuyorum, bazen günde 2 kitap okuduğum zamanlar oluyor, sürekli okuma yeni yerler yeni bilgiler keşfetme araştırma peşindeyim. Artık insanları da ayrıştırıyorsun, vazgeçilmez sandığın insanları gözün kapalı silebiliyorsun, hatta tiksinmeye başlıyorsun. Tiksindiklerine olan öfken zamanla geçiyor umursamıyorsun, her hangi biri oluveriyorlar etkisiz eleman, bağışlamak insanı özgür bırakır sözünde olduğu gibi. Sonra gerekli insanlar gereksiz insanlar, menfaatçiler, iyi gün kötü gün dostları, samimiyetsizler. Seni çok iyi tanıyan insanların yaptıkları kırıyor bazen, ama geçecek zamanla her şeyin geçtiğini biliyorsun çünkü, samimiyetler daim olursa tüm kırgınlıklar geçer. 

Hayatta o kadar büyük sorunlar sıkıntılar varken, bizi yıpratan yoran mutsuz eden şeylerin üzerine gitmek aynı yanlışı defalarca yapıp farklı sonuç beklemek ne kadar aptalca imiş. Kendimi çok akıllı sanırdım meğersem çok aptalmışım bunu farkettim, bunu düşündükçe de sinir olurdum takardım ama eski salaklıklarıma anlık öfkelerime takılmıyorum artık, beni ben yapan şeyler onlardı çünkü, insan yanlışı görmeden doğruyu bulamıyor inanmıyor malesef. Şimdilik ben sevdim bu olgunluk sürecini, daha dinginim daha mutluyum, hayatımda sahip olabileceğim en muhteşem bir eşe ve evlada sahibim. Sahip olduğum güzelliklerle mutlu olmak varken artık sahip olamadıklarım için kafa yormuyorum, hiç mi sorunumuz sıkıntımız üzüntüm yok, var elbet ama olmuyorsa olmuyordur elimden gelene rağmen olmuyorsa vardır bir eksiklik yada gereksizlik.. Bugün okuduğum bir röportajda yer yüzündeki en harika insanlardan biri ve benimde idollerim arasında olan duayen Betül Mardin aynen şunu diyordu.. "Hayatını sen şekillendir yoksa senin yerine bir başkası yapar!"
Kırmızı Ruh
06/07/2014

Aşağıda hayatı nazi kampında geçen ailesini soykırımda kaybetmiş ama hayatında asla nefret ümitsizlik duygusuna kapılmamış, muhteşem bir hayat ve insanlık örneği var, izlemenizi tavsiye ederim..

Kayıtlı olmayan okuyucular yorum yapabilmek için, yorumlama biçiminden "Anonim"i seçerek yorum yapabilir..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder