21 Haziran 2012 Perşembe

Mim zımbırtısı

Mart ayından bu yana buralardayım ve blog konusunda uyuz olduğum tek şey "mim zımbırtısı". Çok gereksiz birşey bence ama arada denk geldiğim bazı ahalinin bu mimlemek ve mimlenmek konusundaki hevesini ve ego fırtınasını anlamadım hala.
- canikom mimlendinnnnnn.
- ay böbeğim teşekkürler utandırdın benii şekerimm..  diyen acayip insanlar topluluğu.. (hepsi değil elbette!)

Sevgili Deeptone, sanırım 4-5 kez izah etti bana, keza Levent'te ama cıks sarmadı bu mim muhabbeti. Deeptone'nin bir dene demesi üzerine. Kuulumsu'nun blogtan arakladığım, Kuulumsu Kadın, Cherry, Beyza, Deeptone'nin oluşturduğu mim şeysi.. Umarım gene ağzıma yüzüme bulaştırmam, değilse Deep embesil olduğumu düşünecek :) ben düşünürdüm valla :)

                             1. Kendini seviyor musun?

Bazen evet bazen hayır. Hem kendime hayran, hemde kendimle çok kavgalı biriyim. Terazilerin tipik özelliği hak adalet takıntısı, kararsızlık ve sıkılganlık. Doğru karar veremediysem tercihim bana zarar verdiyse, heleki başkalarına haksızlık yaptıysam off kendi kendimi itin götüne sokarım. Hem kendimi hem insanları eleştirmekte çok acımasızlaşabiliyorum.. Kendimi bildim bileli genelde bana denilen şey; Sevdiklerine bu kadar gözü kapalı güvenme ve onlara gösterdiğin ilginin alakanın anlayışın sevginin saygının yarısını kendine göster duy.. (farkındaydım ama gözüm yeni yeni açılıyor, hep haklıydıar)

                         2.Yapmaktan hoşlandığın şeyler nelerdir?

Susmak, hayal kurmak, insanları uzaktan seyredip gözlemlemek.. Müzik eşliğinde boş boş tavanı izleyerek planlar yapmak.. Müziksiz bir hayat düşünemiyorum, 24 saatin 18 saati ayaktaysam rahat 13 saat o müzik hiç kapanmaz. Yalnızlığı ve sessizliği seviyorum, kalabalığa ve boş gevezeliklere katlanamıyorum. Beni sevseler bile gereksiz kalabalık yapan baş ağrıtan insanları sevmiyorum, gereksiz gürültüdense kendi yalnızlığımın sesini dinlemek daha huzurlu. Arada bana cinnet geçirtsede, evdeki gürültü bakanı, hiperaktif zeka küpü kızımla boğuşmayı onunla beyin fırtınası yapmasını seviyorum.
Facebookta sayfa ahalisiyle laflamayı orada vakit geçirmeyi seviyorum. Bu aralar Simone de Beauvoir'e ve kitaplarına sardım. Müzik aşığıyım demiştim, cd koleksiyonum var arşiv yapmayı seviyorum, sevdiğim müzik türlerinden oluşan 1500'ü aşkın cd.. Sıkıcı asosyal ve antihümanistim ben ya bu sorudaa çeşit çok olmaz.. (şimdilik aklıma gelen bunlar)

                              3. Hedeflerin nelerdir?

Yapmak istediklerimin çoğunu yaptım, ya şanslıydım ya da ne istediğini bilen tuttuğunu koparan hırslı, sabırlı inatçı bir tiptim ondan. Doğum sonrası kısır döngüye girdim haliyle ama geri kalanlar içinde uğraşıyorum, eskiye oranla kendimle alakalı hedefim pek yok. 

Bundan sonraki hayalim hedefim kızım üzerine hep, kısmetse onu çok parlak bir gelecek bekliyor. 27 eylülde 3 olacak inanılmaz zeki bir çocuk, 2 yaşına girmeden 10'a kadar saymayı öğrenen, oyun hamurundan bana yemekler yapan. Sürüyerek sandalye getirip yetişemediği için birde bez paketini koyup tüm kapı kilidini sürgüsünü açıp parka kaçan. Zeka testlerinde yaşıtlarına fark atan, eşim açım dediğinde annecim kocana yemek versene diyen çakal böcek :)
Onunla ilgili en yakın planım 4 yaşına girdiğinde, gitar dersi ve başta İngilizceyi anadili gibi konuşabilmesi için yabancı dil eğitimi verdirmek..

                              4. Kendini bir cümleyle anlatabilir misin?

Tanımsızım, yani bunu bana değil çevremdeki insanlara sormak daha doğru olur, insan kendini ne kadar doğru objektif anlatabilir tanımlayabilirki.. Hakkımda bölümünde yazdıklarımın dışında, başkaları ekleme yapsın derim..

                                  5. Nefret ettiğin şeyler nelerdir?

 Benim gibi antihümanist agresif biri için banko soru, yaz yaz bitmez :) Dünya üzerindeki tüm siyasetçilerden nefret ediyorum, onların o soktuğum egosu petrol para hırsı kendi çıkarları için aldıkları kararlar yüzünden bu dünya bu kadar boktan. Çocuk istismarcıları, çocuklarına eşine şiddet uygulayan tacizci tecavüzcü irkek müsveddelerinden ve sözde annelerden nefret ediyorum. İkizler burcundan nefret ediyorum. Narsist, gösteriş budalası yüze başka ardından başka oyuncu yalancı tiplerden nefret ediyorum. Aptal yapışkan laftan anlamaz asalak tiplerden nefret ediyorum. Kalabalıktan geveze insanlardan ve anlayışsız hep banacı hiplerden.
Adımın yanına sarı kelimesinin gelmesinden, arabeskten heleki arabesk rapten iğreniyorum. Necip Fazıl ve şiirlerinden, Türk dizilerinden. Sigara dumanından, Vodka hariç tüm alkol türlerinden ve kokularından, pembe renkten nefret ediyorum. Zor uyayabilen ve uyanınca geri uyuyamayan biri olarak yok yere uyandırılmaktan, bekletilmekten ve yanlış anlaşılmaktan nefret ediyorum.. (şimdilik aklıma gelenler)


                 6. Favori şarkıların, filmlerin, kitapların nelerdir?

Ooo sayfalarca yazmam gerekir buna, saat sabahın 4'ü çok birşey gelmez aklıma ama buna sonra ekleme yapacağım. tür olarak yazayım
Filmler; Psikolojik, gizem, suç.
Kitaplar; Psikolojik gizem suç ve deneme türü kitaplar.  Umay Umay kadar kalemi ruhuma dokunan kimse olmadı. Bu aralar Sherlock Holmes serileri, Simone de Beauvoir'e ve kitaplarına sardım.
Müzisyenler; Şebnem Ferah, Cem Adrian, Jehan Barbur, Zakkum, Umay Umay.. Portishead, Trespassers William, Adele, Ane Brun, CocoRosie, 2:45 .. Senfonik metal, sözsüz alternatif müzikler..

                        7. İlham aldığın kişiler kimlerdir?

Imm 3-4 isim var ama içlerinden, kuşkusuz Betül Mardin. Kendisi 86 yaşında bir iş kadınıdır, Halkla İlişkilerin üstadı olarak kabul edilir. Beynine hayran olduğum 2-3 isimden biridir, mükemmel bir insandır. İş hayatına 40 yaşından sonra atılmış biridir, "lise mezunudur" ama üniversitelerde uzman olarak ders vermiştirdir. Uluslararası Halkla ilişkiler Derneğinin başkanlığını yapmış, örnek alınası başarı abidesidir..  Aynı zamanda 15 Grammy'si olan müzik yapımcısı rahmetli Arif Mardin'în ablası. Tiyatro üstadı Haldun Dormen'in eski eşi. Gazeteci Ayşe Arman'ın da kayınvalidesidir. Betül Mardin benim hayatımda dönüm noktası olan harika biridir, hiç bir yerde yazmayan ama Okan Bayülgen'in eskiden Ntv'deki programında sonrasında Cüneyt Özdemir'in programında hayatını yaptıklarını yaşadıklarını duyduktan sonra, ağzımıaçıkta bırakan inanılmaz yaşam öyküyle kıskandığım, hayran kaldığım ayakta alkışlanacak bir örnektir..

Sonraa o eşsiz sesleriyle beni besleyen ruhumun 2 terapisti tapılası varlıklar; Şebnem Ferah ve Jehan Barbur .. Kızımın isim annesi olan Şebnem Ferah gibi içten gülebilmeyi, Jehan Barbur gibi huzur veren harika bir ses tonuyla kızıma masal anlatmayı çok isterdim.. Güzel yürekleri güzel beyinleriyle neler yazıp söylüyorlar bizi dağlıyorlar..

Ve tabiki Umay Umay, Kırmızının iltifat kadar yakıştığı, bana kırmızıyı sevdiren tapılası kadın ruhumun yansıyan ışığı. Kitap çıkarsın, radyoda ya da tv de program yapsın, yapsın bişeyler yazdıklarıyla öldürsede varlığıyla oksijen gibi geliyor..


                      8. Death Note'u sen bulsaydın ne yapardın?

Güzel animem Death Note ve L   neysem hiç düşünmeden aklıma gelen 3 şeyi yazardım geberip gitmeleri için..
Dünya üzerindeki tüm siyasetçiler, özellikle çocuk istismarcıları ve masum insaanları özellikle çocukları katleden herkes..


            Sorular bitti ee nolacak şimdi? Deeptone, Kuulumsu yetiş   :)

14 Haziran 2012 Perşembe

eğri oturup "doğruyu" konuşalım..


Selçuk Üniversitesi Tarih Öğretmenliğinden mezun olmuş ve yıllardır öğretmenlik için atama bekleyen birine Çin Seddi'nin uzunluğunu sordum. Birden aklıma geldi acaba ne kadar dedim kendi kendime ve ona sordum, önce kem küm etti sonra önce 40 sonrada 120 km vardır dedi.
Şimdi yaptığım araştırma ise; Çin Seddinin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 6.000 kilometreyi bulur. Bugün ayakta duran kısım Ming Hanedanı devrinden kalan 2.500 kilometrelik settir. Ancak asıl inşaat, M. Ö. 221 ile M. S. 608 yılları arasında yapılmıştır.

Eğitim sistemi gerçekten eğitmek öğretmek üzere mi sizce? 4 yıl boyunca Tarih üzerine eğitim verip Çin Seddi ile ilgili hiç bir şey öğretilmemiş bahsedilmemişse bu millete, tüküreyim böyle eğitim sistemine. Eğitim sistemimiz boktan ve öğrencilerde bu boktanlığın içinde duruma ayak uyduruyor. Doğru düzgün merak edip araştırıp okumuyoruz, kaç kişi duyduğu bir şeyden sonra ansiklopedi karıştırıp acaba bu nedir diye bakıyor acaba. Aldığımız eğitimin birikimin üstüne eklemiyoruz, doğrumu yanlış mı diye sorgulamıyoruz ve fakültelerde lisede öğrenilmiş "ezbere dayalı" yarım yamalak bilgilerle hayat boyu idare ettiğimizi sanıyoruz..

Her öğretmen öğretim görevlisi adayı için geçerli değil hepsini bağlamaz bu durum elbette, harika beyinler gençler öğretim görevlisi var. Ama  bardağın boş kısmı daha fazla, kendini dahi eğitememiş kişilere de çocuklarımızı emanet ediyoruz, tehlikenin farkında mısınız? Biz zamanında kimlere emanettik, şuan çocuklarımızı şuan kimlere emanet edeceğiz şahsen kaygılıyım..  İstiklal caddesinde en iyi barı restorantı sorsam yada bir popçu mankenin sevgili listesini sorsam şakır şakır sayanlar kendi ülke tarihi coğrafyası ile ilgili kem kümlü yanlış cevaplar vermesi "bence" vahimdir..

KIRMIZI - http://www.facebook.com/kirmizininsayfasi

7 Haziran 2012 Perşembe

Madonna'giller

Facebooku bir açtım, herkes Madonna ile ilgili bir şeyler yazmış. Kimisi aptal sarışın demiş, kimisi cahil, kimi küstah Amerikalı, kimi yok ya çeviri hatasıdır vs vs.. Madonna gerçekten Boğazı yapay göl mü sanmış bilemem, keşke gelmeden önce bir araştırma yapsaydı İstanbul hakkında aa bunu görmüştüm okumuştum derdi en azından. Kendini dinlemesemde bu gafa rağmen ben Madonna'da hiç kusur bulmam. Neden mi?

Ona göre hava hoş kırmızı halıda karşılandı, parasını alıp konserini verip gidecek. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış misali, bu yapılan muhabbetler onun umurunda bile olmaz. Asıl kusur ülke tanıtımı deyince Bihter'i Behlül'ü Tuba Büyüküstün'ü Arap ülkelerine geziye gönderen zihniyetin kusurudur.. Ben nasıl Central Park, Özgürlük Anıtı, Piramitler, Eyfel Kulesinin seceresini biliyorsam, bizimkilerde öyle bir tanıtım yapmalı ki insanlar araştırsın merak uyandırsın, Türkiye-İstanbul denilince akla gelen yerleri görmek istesin.

Bu cahil küstah şu bu diye yorum yapanlara gelince, ellerine harita versem Kayseri'yi Karadeniz bölgesinde gösterir. Sanki kendileri ülke coğrafyasını tarihini çok biliyor muş gibi Madonna üzerinden kültür patlaması yaşıyorlar. Heleki bizim ünlüler açıklamalar şahane görsen kültür abideleri sanki. Hadi lan ordan, tencere dibi kara seninki beden kara misali der susarım :)
KIRMIZI - http://www.facebook.com/kirmizininsayfasi



5 Haziran 2012 Salı

olamaz mı? olabilir!

Seviyorum diyerek hayatlarını siktiğiniz insanların beddularını alarak yaşadığınız için, "belki de" bu mutsuzluğunuz.. 
video

4 Haziran 2012 Pazartesi

Facebook'taki sayfa ahalisine ( İç dökme )

  Kendimi bildim bileli hep iletişim, internet, siteler, tasarım reklam işinin içinde oldum. Normal yaşamda ağzından kelpedenle laf alınan, soğuk nevale denilen asosyal bi yaratık olsamda, teknolojik ürünler aracılığıyla iletişim gücüm hat safhada. Telefonda facebookta msn de saatlerce konuştuğun insanları karşımda görünce tek kelime edesim gelmiyor.. Rahmetli Barış Manço'nun şarkısında dediği gibi "Bir ben varki benim içimde, benden öte benden ziyade".. Kafamın içinde oluşturduğum bi dünyam var, orada daha güzel herşey, çünkü benden başka kimse müdahale edemiyor o kafamdaki dünyada efendide benim kulda. Sizlerin sayfada gördükleriniz benim kafamın içindekiler. Benim en gerçek, en kendim en doğal halim..

Peki nerden çıktı bu "Kırmızı ve Kırmızı'nın Sayfası"..  Herkesin sorduğu neden Kırmızı? 2,5 yıl öncesinde 2 arkadaş açtığı sayfada yer almamı istedi elbette dedim, isim kullanmayalım nick olsun denildi aklımda yoktu hiç bir şey. Bir sohbet esnasında saç rengin Kırmızı ve Kırmızı renginin özelliklerini taşıyorsun seni anlatıyor o renk, senin adın Kırmızı olsun dedi bir arkadaş ve nickim öyle kaldı, özel bir sebebi ve hikayesi yok, isim annem bile ben değilim yani.. O sayfada çok uzun soluklu kalmadım, 3-4 ay anca durdum. Müzik zevkleri edebi zevkleri, hayata bakış açısı birbirinden farklı kişiler ve üyeler vardı, açıkcası hem keyif alıp hem boğuluyordum orada. Beni sevende çoktu sevmeyende, sevende aynı sebepten seviyordu sevmeyende. Başlarda çokta şeyimde değildi eleştiriler, ama zamanla bıktırmaya başladı, şimdiki gibi değildim çok sertti tavırlarım bu halime sert diyenlere söyleyim "bu en soft halim".. Ha buarada sayfada benden başka yetkili kimse yoktur sadece ben varım..

Yayınladığım şarkılar paylaştığım sözler çok aykırı ve garip geliyordu çoğuna.. Sonunda ortama ve oradaki insanlarla birbirimize fazla Fransız kaldığımız için eski adminlik yaptığım sayfadan ayrıldım. Ve orada sen varsın diye üyeyiz diyenlerin gazıyla ilk başta 70-80 kişinin desteğiyle 2 yılı aşkın bir süre önce Kırmızı Sayfayı açtım. Öylesine, hiç bir amaç ya da plan olmadan vakit geçirmek amaçlı, beni sorgulamayacak her ota boka bahane bulmayacak. Sohbet esnasında suratıma mal mal bakıp anlamış gibi yapan insanların olmadığı, sohbetlerimizle paylaşımlarla insanların günlerine eşlik etmek..

Sizlerin aslında bilmediği görmediği o kadar hoş şeylerde varki geri planda. Paylaştığım bir şarkıdan sonra beni mahvettin ağlattın yaramı deştin ya da bu şarkıda huzuru buldum sayende, yeni keşfettim harika teşekkürler diyen. Paylaştığım bir sözden etkilenip, sayfalarca yazı yazıp içini döken. Hiç tanımadığım onlarca kişinin pat diyerek mesaj atarak sana hayatımı, derdimi anlatsam dinler misin, fikir verir misin deyip saatlerce süren terapi niteliğinde sohbetler. Beni yazılarıyla mutlu eden insanlar oldu, bir konu hakkında yazdıklarım örneklerim ya da dediğim bir sözden dolayı "o dediklerin hayatımı değiştirdi teşekkür ederim" Kırmızı diyenler.. Olmak isteyipte olamadığım olmaya cesaret edemediğim kişisin, aynı ben gibisin, sanki bensin şu an aklımdan bu geçiyordu içimi okudun diyenler.. Tabi tek taraflı değildi bu durum, yorumlarıyla bana hadi be ordan diyerek beni yanıltan, benimde evet ya dediğim. Yanlış bildiklerimin aslında yanlış olmadığı, doğru sandıklarımın aslında doğru olmadığını farkettiğim durumlar, farkettiren insalar.. Arada parazitler çıksada gerek ben gerekse üyeler, birbirimizi paylaşımlarla yorumlarla besliyoruz..

Bu sayfa sayesinde çok harika insanlarda tanıdım, çok iğrenç gözümü kırpmadan kafasına sıkacağım insancıklarda. Candan dostlarım oldu her derdimi sırrımı paylaştığım sayfada tanışıp kardeşten öte olduklarım. Bunun yanında sevip arkadaşım dostum olduğunu sandığım ama türlü itham kazık ve yalanlarla hayatımın içine eden insancıklarda oldu. Sonraaa mahkemeye verdiklerim oldu, aylarca yıllarca taciz eden, her iki cinstende ilanı aşkta bulunan, bir yazıdan bir şarkıdan dolayı 7 ceddime küfür edip kin kusan oldu. Normal bir insan bu paylaşımları yapamaz kesin uyuşturucu kullanıyorsun diyen oldu, ki ne alkol ne de sigara kullanırım kendimi bildim bileli reflü ve astım hastasıyım, kaldıki uyuşturucu. İşin garibi bunların çoğuyla 2 kelime dahi etmedim, ne beni gördüler ne adımı bilirler ne de ben onları tanırım, insanların hiç tanımadıkları görmedikleri insanlar hakkında bu denli fütürsuz düşüncelerde olmasıda ayrıca garip olan.. Tabi birde kapat şu sayfayı ne laf anlatıyorsun ne uğraşıyorsun böyle laf anlamazlarla dedirten tiplerde var.. Neyse işte öyle hep siz mi bana içini döküp birşeyler anlatacaksınız bugünde sıra bendeydi..
Kendinize ve çevrenize iyi davranın ahali, seviliyorsunuz...(:

KIRMIZI

2 Haziran 2012 Cumartesi

Kürtaj meselesi

 Facebooktaki sayfa ahalisi, gerek özel mesajlarla gerekse paylaşım altında kürtaj hakkında paylaşım ve yazı beklediklerini söylemişlerdi. Sağlık sorunlarımdan dolayı geçte olsa, "kişisel fikrim"i belirtmek istedim. Konunun sosyal yönünü ağırlıklı ele aldım. Bu sadece beni bağlar kendi bakış açım ve yorumumdur.!

Kürtaj günah mıdır? evet günahtır, o bebeğin yaşama hakkı var mıdır, evet vardır burada hem fikiriz.. Peki tek oda bir evde, sağlık koşullarından uzak 3-4 çocuk doğurup onları okulda olması gereken zamanda ya da gece yarısında yollarda, elleri yüzleri kir içinde peçete satması cam sildirilmesi günah değil midir?! Parkta annesi babasıyla oynayan, alışveriş merkezlerinde şen şakrak eğlenen çocukları gördüklerinde hissettiklerini kim umursuyor? Her önüne gelen adamla olup, kürtajı adet haline getirmiş kendi bebeği için bile "piç" tabirini kullanan kadınlar, zina evlilik dışı ilişkileri sınırlamak için yapılan bu tasarı sadece onları kapsamıyor, birde diğer tarafta madur olan olabilecek hayatları söz konusu olan kadınlarımız annelerimiz var. Size göre kötülüğü yok etmek bu ise, diğer taraftan masum insanlara kötülüğün alasını yapmaktasınız.

Günahtan bahsediliyor, tabi yolsuzlukluklar hırsızlıklar devletin malını bol keseden satmak, kendilerini eleştiren gazetecileri hapise atıp soruluncada, aa bunlar tecavüzcü diyerek iftira atmak hiç günah değil :) Günahsa kul hakkı göz hakkıda günah, insanlar eşit şartlarda değil. Kredi kartı borcu yüzünden insanlar ailesini katledior cinnet geçiriyor intihar ediyor. Bir anne baba için evladı bir bisiklet bir ayakkabı istediğinde hepsini geçtim bir çikolata alamadığında o babanın ve çocuğun neler hissettiğini kimse bilemez, doğur demesi kolay.. Meclisteki aç gözlü mahluklar 2 yıl "yan gelip yatarak" emekli olup 7 milyara yakın emekli maaş alacakken, hala az diye ağlıorsa! 700 küsür lira asgari ücretle çalışan bir anne baba ne yapsın! Kaldıki aç gözlü vekiller kadar ballı değiller ki, emekli olabilmek için 60 yaşını bekleyecek.. Mutlu bir aile, mutlu bir anne, mutlu nesil demek, her günü kavgala geçen bir ailede büyüyen çocuk ne kadar sağlıklı olabilir. Birde benimde çok ağır yaşadığım neredeyse, kişiliğimi karakterimi değiştiren doğum sonu depresyonu denen bir şey var. Onu birde o çocuğu istemeyen annede düşünün, bebek içinde anne içinde çok acı bir durum bu.

Ben kürtaj yaptırır mıyım? anormal durumlar dışında(tecavüz) hayır yaptırmam. Günah olduğu için değil kendimi iyi tanıyorum, o benim hayalimden aklımdan gitmezdi acaba nasıl biri olacaktı acaba kime benzeyecekti vs vs kendimi yer dururum.. İyikide böyle düşünüyorum, 2,5 yaşında dünya harikası bir kızım var, annelik genine pek sahip olmasam çocuklarla aram pek olmasada iyiki olmuş diyebiliyorum.. Şartlar herkes için eşit değil ne yazık ki, bu çok hassas ve her yönden incelenmesi gereken bir konu. Ayrıca kadınlarla ilgili bir durum hakkında erkeklerin ahkam kesmesi ve emri vakileri akıl alır gibi değil, "kürtaj yasaklanmamalı".. Doğurmak marifet değil bakmak marifet, günahıyla sevabıyla insanların hayatı, kişilere dayatmayla onların hayatlarını dahada mahvetmenin gereği ne..

Ha birde akıl tutulmasına girmiş bazı yetkililer diyor ki, tecavüzden olan çocuğa devlet bakar! El insaf ulan, o kadının yerine kendinizi koyun, büyüdüğünde o çocuğun yerine kendinizi koyun! Siz gençlere iyi bir gelecek iş imkanı eğitim sistemi yaratında, doğmamışlardan eksik kalın bari. Kaldıki devlet 18 yaşına kadar bakıyor ondan sonra sokağa atılıyor o gençleri, o yurtlarda olanları hepimiz biliyoruz! Cinsiyet ayırt etmeksizin yurtlarda tecavüze tacize uğrayanlar, hamile olduğu anlaşılınca yurttan atılan kızlar. Sonuç erken yaşta fuhuşun ağına düşmüş ve tinerci şu cu bucu olmuş bir genç nesil.. Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz!Çocuk sayısını belirlediniz, doğum şeklini belirlediniz uygun pozisyonlar hakkındaki emri vakilerinizi ve vaazlarınızı merakla beklemekteyiz.. İşin daha trajik yanı Kadın ve sosyal politikalar bakanın açıklamaları, kadınlığından insanlığından utan!! Ve boşbakan az önce diyorki "benim bedenim "diyenler feminist :) yok biz sadece kadınız ve insanız padişahım :)

KIRMIZI - http://www.facebook.com/kirmizininsayfasi

1 Haziran 2012 Cuma

hayaldi gerçek olacak :p

Evet gençler ve kendini genç hissedenler, padişahımız emretti en az 3 çocuk ! Durmak yok yola devam, sen Türkiye'sin böyük düşün :) Başlangıç olarak bu iyidir yakında uygun pozisyonlarıda açıklanacak, onun dışındakiler günah yapmayın (: evet boş durmak yok hadi çalışın çalışın..