17 Nisan 2012 Salı

İç dökme, öylesine..


Yaklaşık 5 yıldır, internet tasarım kodlama vs işinin içinde biri olarak, bir çok site yapım yönetiminde ve editör olarak yer aldım, 3 yıldır da Facebook'ta farklı sayfalarda ortak paylaşım yaparken, son durak "ben ve içimdeki ben" ile takıldığım kendi çöplüğüm olan http://www.facebook.com/kirmizininsayfasi .

2,5 yıldır facebookta "Kırmızı" olarak blog kategorisinde yayın yapmaktaydım, fakat hiç bloggerlarda blog işini düşünmemiştim. Takip ettiğim gizli hazinelerim vardı, bunun dışında gazeteci adayı dostum "Derya" nın yoğun yüreklendirmesiyle birlikte, tesadaüfen gördüğüm "The Melpomene"nin eski blogunu incelerken artık bende acemisi olduğum bu blog işine girmeliyim dedim. Blog işinde acemiyim, özellikle bu "MİM" konusunda kara cahilim hala mim'in nasıl olduğunu çözemedim ve beğendiğim bloglarla birlikte "mimlendiniz efendim!" diyen "Kuulum'su Kadın"a hala iadeyi ziyarette bulunamadım :)

Kullanım mantık vs olarak yeni yeni keşfettiğim bu blog zımbırtısının ardından, neler yapsam neler etsem diye bakınırken, kendimi tekrar ediyormuşum gibi hissettim. Kafamda bir yığın şey var, 10 kişiye 10 yıl boyunca yetecek bir yığın plan düşünce ıvır zıvır. Hepsini sıraya koyuyorum evet şimdi şunu yapmalıyım evet bunu yapmalıyım diye ama o kadar yoğun olduğu için, aralarından seçemiyorum ortaya yine standart şeyler çıkıyor. Mükemmeliyetçiliğin zararı sanırım, herşeyin en eliti, en iyisi olsun derken sonuç en boktan ortaya çıkıyor.

Eskiden giriş yapamamaktı sorunum, girişi yapsam geliş ve sonuç bölümü kendiliğinden gelirken, şimdi girdiğim herşeyin sonunu getiremiyorum, diyorum ya çok düşünüyorum. Kafamda ne fırtınalar ne kasırgalar ne öfkeler, ne umutlar ne sevgiler güzellikler, ne senaryolar yenilikler ne yenilgiler, ne zaferlerim gururlandığım işler var... Neyse şimdi birşeye bağlayıp bitirmem gerek normalde bu yazıyı ama dediğim gibi sonunu getiremiyorum, askıda kalsın herkes kafasına göre kendi boşluğunu doldurup sonunu getirsin, ben hiç bir sonu sevmiyorum...

aslında sarkıdaki o bulut, kendimiziz...
video

Phil Collins / Another Day In Paradise

video

Özdemir Asaf'tan Seçmeler

Birgün benden şikayet ettiğin ne varsa, özleyeceksin..!

Kendi bahçesinde dal olamayanın biri. Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.!

Ben ölseydim o belki ağlardı; ama o ağlasaydı ben ölürdüm..

Ama ben en çok şeyi, en kısa zamanda sana söyledim.
Yalnız sana..

Ne an yaklaştımsa ittiniz ve ne zaman geldimse gittiniz. Siz, hep büyük ve önce idiniz, gerçekten öyle oldu, önce siz bittiniz..

Dün sabaha karşı kendimle konuştum, ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başinda bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum...

Unutmayı öğrendim, unutmayı unuttum,
Unutmaya giden unutmayı öğrendim.
Bir yalan hazırladım, ilk başkasından duydum,
Yüzüme susanlardan konuşmayı öğrendim..


Onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
Dinledikçe susması, düşündükçe susması.
Tek başına iki kişi, olmuş kendisiyle gölgesi.
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası...

Benim ölümüm benden çok seni ilgilendirir.
Senin ölümün de senden çok beni..
Ve; bu kimseyi ilgilendirmez.!

Çok bilen çok yanılır, az bilen daha çok.
Hiç bilmeyen, yanıldığını bile bilmeyecek
Bu kadar mutlu kişiyi kim seçmeyecek?

Konuşmak susmanın kokusudur.
Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma.
Yalan korkaklığın tortusudur.
Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

Öğrendiklerimin çoğunu dinlediklerimden.
Bildiklerimin çoğunu düşündüklerimden.
Unuttuklarımın çoğunu yaşadıklarımdan.
Yazdıklarımın çoğunu unuttuklarımdan çıkardım..

+Sen arada bir aptal görünüyorsun. Neden?
- Aklıma güvenimden.
+Sen boyuna akıllı görünmeye çalışıyorsun. Neden?
-....
+Aptallığından.
 

Herkes herkesi sevmesin, gerek yok.
Adam azaldı, sevgi elden gidiyor.
Bana sen haklısın diyorlar.
Hayır hayır, ben çok haklıyım bilen biliyor.
Bu yarışın dışında kalanlar,
Adamı sevgi, sevgiyi de adam ediyor..

Enigma / Age Of Loneliness

video

Atilla Dişbudak'tan Karalamalar

Cehennemin Kapısında Seni Beklerken'den
 Bir elimde çomak, bir elimde insan olanın anlayacağı laf var... Gel sen seç..

Ağız tabii bu, her çıkana inanmamak lazım, götten beter. Hiç değilse ondan neyin çıktığı belli..

Mazide kalmış bir aşkın hatırasına gömmüşüm kendimi, ondanmış benim bu zombie halim...

Sırtını güneşe, yüzünü paraya dönmüş ayçiçekleri gibisiniz hepiniz.!
- Sizi de bir çitleyen çıkar elbet..
 

Onu seviyor musun hala diye sormak, Ağustos güneşinde kardan adamı nasıl bilirdiniz diye sormak gibi, abesle iştigal..

Günah tarlaları ekip, acılar biçiyoruz hepimiz. Bir de üzerine hasata burun kıvırıyoruz. "Ulan ne ektik ki, ne biçiyoruz?!" bile diyemiyoruz...

Kurduğunuz sürece hoşunuza giden şarkıyı çalan bir müzik kutusu değilim lan ben.! Belki unutmuş olabilirsiniz, ama benim de hatırlanmaya değer hayallerim ve bir kalbim var, sıkça kırılan..

Birinin sizinle neleri paylaştığı, gerçekte sizinle ne yaşamayı istediğinin en büyük göstergesidir. Aksini düşünmek, kıçında "beni becer" levhasıyla gezmeye benzer..!

Kocaman bir dilek ağacına asla gerçekleşmeyecek olan bir dilek için beyhude yere bağlanmış bir bez parçası gibiyim.. Hani bir umut diyerek, insanın anca kendini kandırdığı...

Herkesin üzerine iğnesini batırdığı bir Vodoo bebeği gibi hissediyorum bu aralar, ama söylemeden de geçemeyeceğim, hiç boşuna uğraşmayın iğneleriniz canımı yakmıyor artık.!

Masanın üzerindeki kasede duran, görünce imrendiğim ama yorgunluktan uzanamadığım görünüşü hoş, ama muhtemel tadı boş şekerler gibisiniz.Yemesem bir tarafım şişer, yesem karın ağrısısınız..

Sia / Lullaby

Immhh
video

tikkyler ve türevleri

Bana göre tikky lik, kapitalist ülkelerin dayattığı popüler kültürün doğurduğu mankafalı bir nesildir..tikilik tikkylik tikylik her ne haltsa işte hayatında kitap gazete okumamış, siyasi görüşü olmayan, tarihini bilmeyen, geleceğe yönelik bir planı olmayan, "ben hayatımı yaşıyorum" diye kendini kandıran, moda ve ya trend adı altında herkesin dış görünüş bakımından birbirini izleyen vs.. insancıktır. Ben bu tiki kavramına karşıyımm!!!


SEN HİÇ YAŞLANMIŞ TiKKY GÖRDÜN MÜ?


Ancak mesaj atarsın, boy pos sergilersin, arkadaşlık sitelerinde profil düzenler sevgili ararsın, abartılı gülmeler konuşmalar, düşünceler bile dışın gibi sahte olduğu sürece kim senin gerçek yüzünü bilecek ki sen bile kendi kendinin ne olduğunu bilmezken? Boş bomboş dünyadan bir haber, tek derdi iki gram saç boyası yada marka cep telefonun/arabasının özelliklerinden öteye geçemeyen kendilerini ulu yüce varlıklar sanan, kendilerini ifade eden özgür beyinleri de ezik diye tabir etmeye çalışan, benim genelde sinir olduğum bazen sadece gülüp geçtiğim kimin asıl ezik olduğunu yüzlerine vurmadığım "insancıklar"...
Beni tanıyan saygı duyan insanlar dostlarım olduğu sürece bende "BEN" olduğum sürece şu "TIKKY" adı altındaki zavallılar uzak durun benden, sonra iki kuruşluk beyniniz de, dışarıya "cool" görunme cabalarınız da güme gider, iki lafımla dibe vurursunuz... Kendimizi ifade eden özgür insanlarız biz sevmeyi de saygıyı da başarıyı da gerçek güzelliği de eğlenmeyi de, sonuna kadar pes etmeden yaşamayı da biliriz... İnsanları görünüş giyiniş lerine göre değerlendiren, ciddi konuları aralarında eğlence konusu yapan alkolik boş beyinli kültür mantarları uzak durun bendennnn.

12 Nisan 2012 Perşembe

Tanrı'nın Melekleri

Bugün, "benim için" çok özel 2 kadının doğum günü.. Kolay kolay kimseye hayranlık duymam ama onlar, hayranlıktan öte birşey benim için, seslerine kalemlerine aşık olduğum 2 kadın Şebnem Ferah & Jehan Barbur..
Onlar tanrının bir lütfu, kendimizi mutsuz hissettiğimizde şarkılarına sığındığımız, o sözlerde kendimizi bulduğumuz içimizde fırtınalar koparan ağlatan gülümseten, bize işte budur dedirten sözler tınılar, şarkılar hayattır ve onlar eşssiz huzur veren iyiki var dediğim hayatlar... 

İyi ki doğdunuz Şebnem Ferah & Jehan Barbur, iyi ki varsınız ve hep olun...

9 Nisan 2012 Pazartesi

öyle!

Meral Okay

Meral Okay'ın vefat haberinin ardından sanal alemde yapılan yorumlara baktımda yazık! hem vicdansız hem beyinsiz ne kadar çok ot kafalı insancık varmış.. Bir dizi yüzünden yapılan muamele itham fazla ağır, kustuğunuz kinde boğulun!! Allah rahmet eylesin, nurlar içinde yat..
 Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de baktım ki, benden çok Yaman''ın eşyaları var. Küçük küçük poşetlerle sızmıştı. Aşk bir sızma halidir.. Yaman o kadar temiz bir adamdı ki ona kızamazdınız. Bir o kadar da yiğitti. Ben derdim ki; bu adam ne zaman yorulacak! Meğer acelesi varmış. Herşeyi o kadar yoğun, hızlı ve coşkulu yaşıyor ve yaşatıyordu ki büyüleyici bir şeydi bu. Ben köşeleri çok olan bir insandım. Yaman beni eğitti... Aşk kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden ''biz'' olabilme halidir. İnsan egosu denetlenmesi en güç şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz.. Biz birbirimize karşı çok saygılıydık... Eee bazen de sıkılırdık, hele üç beş aydır bir aradaysak birbirimizin gözüne bakardık, önce kim gidecek diye, böyle nefes molaları da verirdik... Döndüğümüzde yepyeni bir enerji ve hasret bekliyor olurdu bizi... Aşk bazen de bir kıyamama halidir... Şunu çok açık yüreklilikle söyleyebilirim, o benden daha iyi bir insandı...O kadar bebek, o kadar adam, o kadar temiz, onun kadar beklentisiz, onun kadar temiz yaşamayı öğrenmeye çalıştım. Buradan bir öğretmen öğrenci ilişkisi anlaşılmasın...O, o kadar ahlaklı ve temizdi ki, yaşam biçimi ve duruşu karşısında başka türlü olamazdınız. Onun yanında kirli kalamazdınız. Böyle bir şölen gibi, bir lunapark gibi sevdalık yaşayınca bu görkemi taşımayan her şey bir çadır tiyatrosu gibi geliyor insana...Bu ateşle yanma hali o kadar derinden, için için yanıyor ki, dönüp bir başka ölümlüyü yakmaya içi elvermiyor insanın...Yaman’la her günümüz sevgililer günüydü...Eşine bu kadar çok çiçek getiren bir adamı daha analar doğurmamıştır...Biz birçok defa sabah uyanıp birlikte gün doğumunu seyreder, ne bileyim çingene vapuruna binip sabah erken boğaz’ı turlardık.Bugün eksik olan ne? Bu topraklarda eksik aşk ve mutluluk kutsanmaz, ayrılık ve acı kutsanmıştır... Birlikteliklerdeki tutku kutsanmaz da, ayrılıklardaki tutku kutsanır hep...Yaralarıyla mutlu olmaya daha yatkın bir kültüre sahibiz biz..

5 Nisan 2012 Perşembe

Jehan Barbur / Sarı

Bu şarkı değil, şarkıdan çok öte, 
sanki kitap okur gibi, sanki kendi hikayenizi dinler gibi.
bir Jehan Barbur harikası..
video
 Bir ara sokakta öldüm.. dün.
Öylece yani, birdenbire.
Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde.
Granit duvarlı binanın anlamsızlığına.
Şehrin boşu boşunalığına içerlerken.
Bırakmışım son nefesimi kaldırıma.
Bitmiş, öylesine yani.
Birdenbire..