20 Mart 2012 Salı

Michael Ende

Bazen önüne upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki, insan bunun sonu gelmez sanıyor. O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan. Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde hala upuzun bir şekilde seni bekliyor. İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli olarak bir adım sonrasını düşünmeli, bir adım, sonra derin bir nefes, sonra bir süpürge. İşte o zaman hayat zevkli olur..

CocoRosie / Werewolf

Marguerite Duras / Parkta

"Nerede olursam olayım, vaktimi yitiriyormuşum gibi bir duyguya kapılmaktan korkuyorum." 


"Bütün koşullar sağlanıp işler iyi gitmeye başladı mı, insanla bunu bozmak için ellerinden geleni yaparlar. Acı bulurlar mutluluğu."  

"İnsanlar konuşma ihtiyacı duydular mı, hemen göze çarpar bu, ve ne gariptir, genellikle, hiç de iyi karşılanmaz bu ihtiyaç. Yalnız parklarda garipsenmez."  

"Herkesin sahip olduğu şeyleri kendiniz için, yalnız kendiniz için de isterken ruhunuzu kaplayan bezginliği yenmek çok güçtür." 

"Yaşamımı dolduran büyün o ufak tefek sorunlar, sanki o güne dek yalnız, hayalimde varmışlar gibi, bir anda eriyip gitmişti. Uzak bir geçmiş gibi hatırlıyordum onları ve hatırladıkça gülüyordum."

"İnsanlar aslında mutluluğa dayanamıyorlar. Mutlu olmak istiyorlar tabi, ama bunu elde eder etmez birtakım yersiz düşlerle kendilerini yiyip bitiriyorlar. İnsanlar mutluluğa mı dayanamıyorlar, yoksa onu yanlış mı tanıyorlar, ya da kendileri için neyin gerekli olduğunun mu farkında değiller? Mutluluğu kullanmayı mı beceremiyorlar, yoksa öteye beriye çekiştirmekten yorgun mu düşüyorlar, bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, habire ondan söz ediyorlar, böyle bir sözcük ortada ve herhalde boşuna icat edilmedi"..

Concha Buika / No Habrá Nadie En El Mundo

Güneşin gülümsediği bu günlerde, bu şarkıda iyi gider.
Sıcak çukulata tadındaki yaz gecelerinin habercisi olarak..

Charles Bukowski'den Seçmeler

"Güzellik bir bok değil, uçar. Çirkin olduğun için talihlisin. Biri sana ilgi gösterirse başka bir nedeni olduğunu biliyorsun"..

"En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur sırf uzaklaşmak için ve geride kalanlar, birinin onlardan uzaklaşmayı neden isteyebileceğini, bir türlü tam olarak anlayamazlar".. 

"Dar bir yolda çarpışsak seninle, sonra ben yere eğilsem yere düşen kağıdını fln toplamaya.. Kalkarken hareket çeksem sana 'nah' yapsam. Şaşırsan, sonra evlerimize dağılsak".. (: 

"Bazı erkekler kadınlarla ilişki yürütmekte başarılıdırlar. Ben hiç beceremedim. Çok sıkıcı bir şey ilişki, bittiğinde gerçekten düzülmüş hissedersin kendini".. 

"Elimdeki bira ve buz tutmuş hüzünlerim bile, insanlardan daha değerliydi. Toplumu sevmezdim, çünkü sevilecek hiçbir yanları yoktu, menfaat uğruna domalmış kitlelerdi. Kaçık ve saldırganlar arasında yaşıyorduk, derin bir uykudaydık".. 

"Bazı insanları acı büyütür ve yaşatır. Acı çekmeden daha doğrusu yeterince acı çekmeden, yitirmeden o korkunç yalnızlığı tatmadan kendisi olamaz bazı insanlar. Ne zaman ki en sevdikleriniz sıçar ağzınıza, ne zaman ki birer birer düşürür herkes maskesini, ne zaman ki yalnızlıktaki o muhteşem gücü keşfedersiniz o zaman başlarsınız gerçekten yaşamaya"..

"Doruk noktalarının arasında hiçbir şey yapmadığın boşluklar olmalı. Yatağa uzanıp tavanı seyret, bu çok çok önemlidir. Hiçbir şey yapmamak, çok çok önemli. Ve bu çağdaş toplumda kaç kişi yapıyor bunu? Çok az. Bu yüzden herkes kaçık, saldırgan, öfke ve nefret dolu"..

"Neyse, kendime göre bir bok çukuru inşa ettim burada, içinde oturup etrafıma bok fırlatıyorum. Küçük ve büyük pişmanlıklar var, ve söylenecek şey değil ama. Hayatımda yerinde olmayı arzulayacağım biriyle karşılaşmadım. Bu bir yanılsamaysa bile, talihli bir yanılsama".. 

"Cinayet konusunda en becerikliler cinayet karşıtı vaaz verenlerdir. Nefreti en iyi becerenler sevmeyi vaaz verenlerdir. Ve son olarak savaşı en iyi becerenler barışı vaaz verenlerdir. Tanrıyı vaaz verenlerin tanrıya ihtiyacı var. Barışı vaaz verenlerin huzuru yok, sevgiyi vaaz verenler sevgisizdir. Vaaz verenlerden sakının, bilmişlerden sakının"..

19 Mart 2012 Pazartesi

Death Note (Anime dizi soundtrack)

İnsanın anime delisi bir eşi olunca, haliyle animelerede sarıyorum :) Death Note şiddetle önerilir.. 
Benim gibi adalet duygusu en hat safhada olan kinci bir terazi'nin eline geçseydi o defter, dünya nüfusu  rahat %70 azalırdı, 
ilk sırada çocuk istismarcısı tecavüzcüler ve siyasetçiler olurdu..

Portishead - Undenied

Roads'tan sonra II. Portishead (Beth Gibbons) harikası..

Jodi Picoult / Taş Kağıt Makas


"Ağlanacak halinize gülüyorsunuz. Ufak bir iğne kurtulmaya yetmez. Bir ağaç dalını ikiye kırın ve içinde beni bulursunuz. Bir taşı yerinden kaldırın, altından ben çıkarım. Aynaya bakın, beni göreceksiniz. Shay doğrudan gözlerimin içine baktı. "Birini katil yapanın ne olduğunu gerçekten bilmek istiyorsan," dedi, "kendi kendine seni katil yapan ne olurdu diye bir sor"..

Ane Brun / Jóga (Björk cover, live)

Björk şarkısını ondan daha iyi söylemek..  
♥ Ane Brun

Franz Kafka'dan Seçmeler

"Sessizlik, güçlülüğün dile gelmesidir. Karşıtlıklar yasasıdır bu. Onun için sakin olun. Sakinlik, sessizlik kişiyi özgür kılar, darağacında bile."
 
''Rahatını kaçıran ne? Kalbinin kararını nedir bozup dağıtan? Kapının tokmağına el süren kim? Kim sokaktan sana seslenip de açık kapıdan girip yanına gelmeyen?''

"Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum. Tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak"..

"Bak Milena, en çok seni seviyorum’ diyorum ama gerçek sevgi bu değil belki, ‘Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla’ dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki"..

"Korkuyorum..
Düşenlerle böbürlenen bir dünyada yaşıyoruz. Atamıyorum adımımı, ürküyorum, onun için yere basamıyorum. Evet.. Belki yorgun değilim, korkağım yalnız. Beni altüst edecek bir serüvenin ardından gelecek o büyük yorgunluktan korkuyorum"..
"Sen benim için ayrıca, içinden sokakları seyredebildiğim bir pencereydin. Bunu tek başıma yapamıyordum. Terk edilmiş biri olarak yaşayan kişi, böyle bir kişi, sokağa bakan bir pencereden sonsuza dek vazgeçemez"..

"Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terkedilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri ve senin önünde kendimi yere atsam. Ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin"..

"Benim için dünya binlerce “belki” ile dolu... Dürüst bir insanım Milena. Esaretin izin verdiği kadar dürüst. Bir şeklimle herkese benzemeyen farklı bir yön var bende. Huzur içinde bir dakika bile çok görülmüştür bana. Her şeyi savaşarak kazanmak mecburiyetindeyim. Sadece geleceğimi değil geçmişimi de kendim yaratmak zorundayım. Dünya sağa dönüyorsa bu ritme uymak için benim sola dönmem gerekiyor. Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben?" 

15 Mart 2012 Perşembe

Pans Labyrinth Lullaby - Nana del fauno del laberinto

Uykudan önceki melodi, huzurun biraz fazlası.. 
İyi geceler ahali

hıhımm

Hayatlarımız hep ikinci kişilerin üstüne kurulu. En sevdiğimiz şarkıyı başkası söyledi, en sevdiğimiz kitabı başkası yazdı. En sevdiğimiz filmde başkası oynadı ve en çok başkalarını sevdik kendimizi değil. Bizim olan hayatı başkalarına muhtaç yaşıyoruz işte bu çok garip..

(Heval Minas)

14 Mart 2012 Çarşamba

Sóley / Pretty Face

şarkılar 3-4 dakikadır ama sanki ayrı ayrı birer yaşamdır..

                                                                                        

Albert Camus'tan Seçmeler

Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim..

Kimileri “Sev beni!” diye bağırır, ötekiler “Sevme beni!” diye; ama en kötü, en mutsuz ve en aciz olanlar ise “Sevme beni, yine de yanımda kal!” diye..

Şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum, kuralsızım, tereddütler içindeyim, yalnızım ve bunu kabullenerek tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim. Tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra bir doğru yaratmak zorundayım..

Yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamayı istedim, kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım.. Kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile bütünleşmek için böyle davranmak gerektiğini söyledim, ama bütün bunların sonunda felaket geldi..

Ruhuyla yiğitliği eşit olan iki kişinin, yaşamları boyunca en azından bir kez, ta içlerinden gelerek. Birbirinin önünde çırılçıplak, önyargılardan, özel çıkarlardan, geçindikleri yalanlardan arınmış olarak birbirleriyle konuşabileceklerine inanıyor musun?

Üstünde durduğumuz sıkıntı bütün bir çağın sıkıntısıdır. Biz, kendi tarihimiz içinde düşünmek ve yaşamak istiyoruz. Biz inanıyoruz ki, bu hayatın gerçeğine ancak herkesin kendi dramını sonuna kadar yaşamasıyla erişilebilir..

Yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamayı istedim. Kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım. Kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile bütünleşmek için böyle davranmak gerektiğini söyledim, ama bütün bunların sonunda felaket geldi. Şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum, kuralsızım, tereddütler içindeyim, yalnızım ve bunu kabullenerek, tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim. Tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra bir doğru yaratmak zorundayım..

Şu son yıllarda gördüklerimiz bizde bir şeyi kırdı. Bu şey, insanın güvenidir; o güven ki, insanlığın dilini konuştuk mu bir başkasından insanca karşılık göreceğimize inandırırdı bizi. Gözlerimizin önünde yalan söylediler, insanı küçülttüler, öldürdüler, sürdüler, işkencelere soktular. Ve hiç bir kez, bunu yapanlar, yaptıklarının kötü olduğuna inandırılamadı. Çünkü, kendilerine güveniyorlardı. Çünkü, soyut bir kafa, yani bir ideolojinin adamı başka bir şeye inandırılamaz..

Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir. İnsanlar kötü olmak yerine daha çok iyidir ve gerçekte sorun bu değildir, ancak insanlar bir şeyin farkında değillerdir, şu erdem ya da kusur denilen şeyin. En umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir. Katilin ruhu kördür ve insan her türlü sağduyudan yoksunsa güzel aşk ve gerçek iyilik diye bir şey olamaz.

13 Mart 2012 Salı

Ane Brun / To Let Myself Go

Ane Brun tanrının lütfu ve bu şarkı iliğe işler..

Charles Bukowski'den Seçmeler

"Yalnız olmak, yanlış bir kalpte olmaktan iyidir."

''Düşündüm de, insan kendi yaşamının yağmurlarında ıslanma fırsatını kaçırmamalı.'' 


İnsanların hakkımda ne düşündüğünü önemsemeyerek hayatımı on yıl uzattım..
  
''Bir insana onu sevdiğini hissettirirsen, onun gözünde senin dışındaki her şey değer kazanır.''

Düştüğümüz kuyular sandığımız kadar dipsiz değil aslında, tutunmaya çalıştğımız ipler çok kısa..

Aslında hiç kaybetmedim; sadece sistemin istedikleri kazandı. Meteliksiz olabilirim ama niteliksiz değilim..

Eğer iki kişi arasında kalıyorsanız ikinciyi seçin. Çünkü birinciyi gerçekten sevseydiniz, ikincisi olmazdı..  
 
Güzellik bir bok değil, uçar. Çirkin olduğun için talihlisin. Biri sana ilgi gösterirse başka bir nedeni olduğunu biliyorsun..

Hayatım boyunca arıların, kelebeklerin ilgi gösterdiği bir çiçek olmak istedim ama hep sineklerin konduğu bok oldum ..

- Bir insanı sevmek mümkün mu sence ?
- İyi tanımadığınız biri ise belki. Ben insanları pencereden seyretmeyi severim..
 

Bazı erkekler kadınlarla ilişki yürütmekte başarılıdırlar. Ben hiç beceremedim. Çok sıkıcı bir şey ilişki, bittiğinde gerçekten düzülmüş hissedersin kendini.. 

Bazen hepimiz bir filme hapsolmuşuz hissine kapılıyorum. Repliklerimizi biliyoruz, nereye doğru yürüyeceğimizi biliyoruz, nasıl oynayacağımızı biliyoruz, sadece kamera yok.. Yine de çıkamıyoruz filmin içinden! Ve film kötü...


Zordur benimle yürümek. Bunu, benimle yola çıkanlar bilir, hepsi yarı yolda gittiler. Suç kimde? Ben zoru seviyorum, onlar sevmiyor. Yapacak bir şey yok. Suçum var mı? Tabi ki var. Zor yola, kolay kişilerle çıkmak en büyük hatam..

Schiller / I Fell You

''Uyuduk mu eşit oluruz. Ne tutku, ne gurur, ne umut.'' 
(M.Cevdet Anday)

(İyi geceler ahali)

12 Mart 2012 Pazartesi

Philippe Djian

Demek ki bize eşlik eden yalnızca şeytanlar değildi, aynı zamanda pekala cennetin melekleri de vardı. İşte yaşamı olağanüstü yapan bu. Akıllıları güldürüp, delileri bağırtan bu.

Tezer Özlü

Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir yerde uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, birşey yapıldı sanıyorsunuz..

Ben X

Her zaman bir sorun vardı, yanlış bişey. Her zaman hatalı olan ben oldum, ama doğrusunun ne olduğunu hiç kimse bana tam olarak söylemedi..
(Ben X)

 [Sonunda hasiktir dediğim, istisna bir kaç filmden biri, harika bir psikolojik film]

Matrix Soundtrack / Clubbed to death

Sana burada olma sebebini açıklayım. Buradasın çünkü bir şey biliyosun, bildiğin şeyi de açıklayamıyorsun ama hissediyorsun. Bütün hayatın boyunca hissettin, bu dünyada yanlış olan bişeyler var, ve ne olduğunu bilmiyordun ama hissediyordun. Beyninin içinde dolaşıp seni deli ediyordu, seni bana getiren de işte bu his..
(Matrix)

Rana Şahnaz / Bir Yalnızlık Tangosu

Güçlü kadın hikayesi hep yalandı. Hiçbir kız çocuğu güçlü kadın olmak için doğmaz. Hepsi masum hayaller kuran, şımarık birer prensese benzerler. Kaderdir onları cadı, fettan ya da güçlü kadın yapan. Tutulmamış sözler, yarım kalmış kaderler, yaşanmamış mutluluklar, ölümler, ayrılıklar güç verirmiş insana. Kurulan hayaller iskambil kağıtlarından kule gibi yıkıldığında, ezilmemek için enkazın altında, güç veriyor Tanrı insana. Annem güçlü bir kadındı. Ben o güce hayrandım. Hiç öyle olamam zannediyordum, ama maalesef oldum. Bir gün bir kızım olursa güçlü kadın değil, mutlu kadın olmasını dilerim..

Jehan Barbur / Miş

Jehan Barbur tanrının bir lütfu, huzur veren harika ses...
Gökten düşmüş yerlere dağılmışım. Büyümemiş küçük bir kadınmışım.
Bazısı için uzak bir rüyaymışım. Sonunda senin gibi insanmışım.
Ama yolum çok yolum çok uzun. Ama yolum dar küçüçük sokaklar.
Görebilir misin içimin rengini? Bulabilir misin zamanın dengini?

CocoRosie / Beautiful Boyz

CocoRosie sadece dinlenmez, dinlerken hissedilir yaşanır, 
terapi zırvalıklarından daha çok iş görür.. 

İhsan Oktay Anar

‎"İnsanlara neyi söylediğimi ve onları neye dâvet ettiğimi hemen hemen kimse anlamadı. 
Oysa onlara neyi ve ondan üflenen nefesini anlatmış, hepsini neye dâvet etmiştim. 
Kulağı olan işitti."

Kırmızı'dan Seçmeler

Anadolu kadını anadolu insanı, el değmemiş masumiyeti güzelliğiyle insanlık abidesi. Kendi yoksulluğuna rağmen, yoldan geçen yabancıya kapı önünde üzüm ikram edebilecek kadar yüreği zengin cömert anadolu annesi...

John Lennon

Ben çocukken annem bana hep hayatın anahtarının mutluluk olduğunu anlatırdı. Okula gitmeye başladığım zaman, sınavda bana 'Büyüyünce ne olmak istiyorsun?' diye sordular. Ben de onlara 'Mutlu olmak istiyorum' diye cevap verdim. Onlar bana, soruyu anlamadığımı söylediler. Ben de onlara, asıl onların hayatı anlamadıklarını söyledim."

Gary Jules / Mad World (Donnie Darko soundtrack)

Sylvia Plath'tan Seçmeler

Zalim değilim, içtenim yalnızca..

Yazıyorum çünkü içimde susuramadığım bir ses var.. 

Sessizlik bunaltıyor beni, sessizliğin sessizliği değil bu, benim kendi sessizliğimdi..

Dibi biliyorum diyor, en kalın köklerimle onu yokluyorum. Siz ondan korkarsınız. Ben korkmuyorum, daha önce de dibe vurdum..

Derin bir soluk alıp kalbimin eski böbürlenişine kulak verdim.
Va-rım, va-rım, va-rım..

Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatrınızı sorup, "iyiyim," demenizi beklemeleridir.. 

"Ben diriliyorum, kalkıyorum işte. Küllerin arasından, kızıl saçlarımla ve insan yiyorum hava solurcasına."
 
Yumuyorum gözlerimi yıkılıp ölüyor dünya.
Yeniden doğuyor açınca gözlerimi.
(kafamin içinde yarattım seni galiba).


Kırmızı der ki..

Farklı olmak için uğraşanların aynı olduğu bir dünyada, farkındalık adına hiçbir şey yapmıyorum..

Beck / Everybody's Gotta Learn Sometime (Sil Baştan Soundtrack)

- Gitme.
-Neden?
-Bilmiyorum sadece gitme..
(Sil Baştan)


11 Mart 2012 Pazar

John Swinton



Hiç biriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz. Bunu yapmaya kalktığınızda yazdıklarınızın basılmayacağını önceden bilirsiniz çünkü. Çalıştığım gazetede bana düşüncelerimi açıkça yazmak için değil, tersine yazmamam için haftalık bir ücret ödüyorlar. İçinizde benzer biçimde benzer ücretler alan başkaları da vardır. Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokaklarda başka iş arıyor olacaktır... Bizler entellektüel fahişeleriz..

Saltillo / Remember me

Sözsüz alternatif müziklere bayılıyorum..

Birhan Keskin'den Seçmeler

Bir yerden aşağı, çok aşağı düştüm.
Zaman, solgun ve gri bir koridordu.
Orada çok üşüdüm..

Kimseden çıkartmadım öfkemi, saçlarımı uzatmak için kimseye söz vermedim.
Kimseye yakın değilim inan susmaktayım, uzağında değilim unutmanın..

Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı.
Bundan gözlerimdeki kayalık,
İçimdeki serseri buzullar.
Dürtme içimdeki narı,
üstümde beyaz gömlek var..
 

Ben seni hep sevgilim, ben seni hep, yüzünden geçen dalgalardan okudum.
Gözlerine sevgi okudum ellerine şefkat okudum.
Annen seni inkar etmişti, aldım etime dokudum..

Neşeyle yaptıklarımdan geçtim.
Kederle durulan yere geldim.
İnce uzun bir öfkenin sessiz ipiyle.
Günün saf ışığının altına çömeldim.
Yenildim ben, unutuldum ve üzgün değilim inan.
Büyüktü çünkü onların dünya arzusu.
Benim otların sesiyle kaplı kalbimden.
Söktüm atımı söğüdün gölgesinden.
Şimdi yol benim yeniden..

Biz seninle yoldayken yanımızda,
Ovalar, ağaçlar; titreşen rüzgarlar akmıştı.
Bir yolumuz olduğunu, o zamanlar biliyor muyduk?
Kar şiddetle rüzgarla büyük kırgınlıkla, vardı gece yarısı dağlarında.
Gelemem artık yanına.
Ben kaybettiğime ağlayayım, sen kaybettiğine ağla..

Seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp.
Sanki senden bahsetmiyormuş gibi yapıp.
Sanki benden bahsetmiyormuş gibi yapıp.
Hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi.
Fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana.

Seni bir yabancı gibi karşıma alıp.
Bunun dayanıklı bir şey olmadığını.
Sürekli kılınamadığını,çünkü aşkın.
Yapılan bir şey olmadığını,
Başlangıçta bir melek konduğunu.
Sonunda bir kelebek öldüğünü,
Yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın.
Bir korkular ve alışkanlıklar bütünü olduğunu,
Bütün bunları sana.
Nasıl anlatacağım?..

İnsan ölebildiğine göre, kendinden bile soğuyor. Benden asla vazgeçmez dediğimiz âşıklarımız bizden soğumuyor mu? Biz kendi aşklarımızdan soğumuyor muyuz? Yani ben şimdi bunları söylemeyeyim mi. Artık her şey tüccarların elinde değil mi yani? Dünya hakikaten giderek daha katı bir yer haline gelmiyor mu?

     

'O' an






İsviçre'nin Zurih Kenti'ne yıldırım düşüyor. Ama fotoğrafçı bu kadar yakından yıldırım görüntüleyebilecek kadar şanslı, donanımlı ve becerikli ki 'o' an, gökyüzünün çatırdadığı ve öte tarafın göz kamaştırıcı ışığının göründüğü bir fotoğrafa dönüşüyor..



A.P Ajansı bu fotoğrafı 22 Kasım günü B.M tarafından yayımlanan bir rapor nedeniyle arşivinden çıkararak servise koydu. O gün, 11 Haziran 2002 günü, açlık sorunuyla karşı karşıya bulunan Angola'da Farinha adlı 2 yaşındaki çocuk yemek dağıtımını beklemekteydi. O anda gözlerinde yaşından beklenmeyecek bir olgunluk vardı. Küskün müydü? Umutlu muydu? Çeşitli yorumlar yapmak mümkündü. Belki de yaşadığı dünyaya acımaktaydı. Sözünü ettiğimiz Birleşmiş Milletler Raporuna göre, o günden bugüne 3 yılda 18 milyondan fazla çocuk açlıktan öldü. Yani bugün hayatta olup olmadığını bilmediğimiz o Angolalı 2 yaşındaki çocuk,O anda dünyanın haline acıyorduysa eğer haklı çıkıyordu.
 


Hakan Günday / Kinyas ve Kayra

"..ve kafam, il olma izni alabilecek kadar kalabalıktı."


Yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez..

Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı.


Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok.
Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan..


"Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan hepsini giydim. Hiçbiri olmadı, hepsi dar geldi. İnansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim.."


Hayat her bölümünde ayrı bir hikayenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdir..


"Sorarlarsa, "ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını: "yalnız kaldım. kalabildim! altı milyarın arasına doğdum. ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından."

Her şeyi bildiğim için vasiyetim tek bir cümle olacaktı: 
"Beni yüzüstü gömün. Çünkü yeterince gördüm."

Her aldığım nefes boğazımı yakıyor. Ben çok zor yaşıyorum, doğduğumdan beri ölüm döşeğindeymişim gibi yaşıyorum. Onun için bir restoranda oturunca masayı kendime doğru çekiyorum, sandalyemi oynatmadan..

Ben sadece fazlasıyla ciddiye almıştım, küçükken babamın bana birini üzdüğümde söylediği o sözü."kendini karşındakinin yerine koy." Ve ilk başlarda bunu o kadar çok yapmıştım ki, bir gün dönüş yolunu yanı "kendimi" bulamadım..

Kimsenin bilmediği kuralların işlediği bir felsefedir uykusuzluk. Her uykusuzun kendine ait teorilerle dolu bir evreni vardır. İçinde hiçbir misafir bulundurmayan bir evren. Yaşarken ölmeyi, ölerek yaşamayı sadece uykusuzlar bilir. Gözlerinin altında biriken her küçük torba gördükleri hayallerle doludur. O her torbada ayrı bir hayal saklıdır, uyanıkken görülen..

Kim kimi kurtarabilmişti şimdiye kadar? Beni kim kurtaracaktı? “Kurtuluş” dedim “Ankara'da bir mahalle.” fazlası değil. Belki bir de Bob Marley'in en iyi şarkısı. Daha fazla düşünmeye gerek yok. Adı her yerde, kendisi yok. Kurtulmaya gelmiyoruz bu dünyaya, daha da saplanmak için buradayız. Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce..

Terk ettiklerimi dikiz aynalarında aramak artık acıtmıyordu beni, ama birden farkettim ki ne ben, ne de başka birisi hiçbir yere ait değildi. Aidiyet bir kandırmacaydı küçük çocuklara anlatılan. hiçbir yerde hiç kimse beklemiyordu beni. Nasıl bu hale geldim? nasıl bu kadar insanlıktan çıkabildim? seyrettiğim filmlerdeki kahramanların gerçek olabileceklerine nasıl inandım? Romanların, tuvalette okumak için yazılmış olabileceklerini nasıl düşünemedim? Bir sabah hayallerimden uyanıp hiçbir şey hatırlamayacağım, korkmaya gerek yok! günahlarınızı ben unuturum, siz işlemeye devam edin..

Umay Umay / Orospu Kırmızı

Benim yüzüm yarım, kalbim iki tane..

Artık özgürüm, öyle yalnızım ki..


Arabamı sağa çekip dikiz aynasında makyaj yaptım. Sana ihanetlerin en büyüğünü hazırladım, en kanlısını; bir gün beklediğin gibi benden..

Bu uzaklıktan düşsem yakalayabilir misin beni? Ne kadar kalabalığım ve ne kadarsın içimde. Gözlerime bakmak istemişti herkes; nah baktırırım..

Ne kadar çok şey öğrendim senden ama ne kadar  az yaşadım..

Ağlama bebeğim, her şeyi nefret edecek kadar çok sevdim. Artık beni terk edemezsin..

Bir  sen bağıracaksın, bir ben susacağım. Bir sen, bir ben susacağım. Bir sen kıracaksın, bir ben. Benim savaşım bu işte..

Beni çok seveceksin, kalbimdeki ağrıyı seveceksin, kavgayı vereceğim sana, kavgayı seveceksin..

"Kırmızı, sana sadece kırmızı demeliyim. Ben başaramıyorum kırmızı, hatırlamak dışında bir mucizem yok. Bir şeye inandım, birşeye ve sadece bir kere ağlayarak dansettim. Oysa hayata bağlanmak için ayağa kalkmıştım."


Elleri turtuştuğunda onların, bir iblis gibi güleceğim. Onlara kıçımı göstereceğim. Kıçımın yarısıyla güleceğim. Beni yarım bırakanlara..


Daha kolay yaşamalıyım, metruk evlerde yaşayan 'tam işte o kelimeydi' dediğim insanların arasında. Daha kolay ama nasıl, onu da bilmiyorum. Aşk iki de bir ellerimi tutmak istiyor. 'bir gün sen de cezanı çekersin' diyor. Boşuna, ellerimi verme! uyutmayacağım seni, ninniler büyütmuyor çünkü. Bahçende sıçrayan ağustos böcekleri hala saçlarımın içinde. Bir tek ben kanadım, bir tek sen gördün beni.
"Artık özgürüm, öyle yalnızım ki".


"Doğrum yok benim. Her yarım şey gibi, ne kederli, ne de mutlu.
Peki ya sen! hiç hikayen yok mu senin?"

"Pirinç işlemeli bir aynada kırıldı yüzümün diğer yarısı. Herkes uyuyordu. yüzümün yarısı benim, yüzümün yarısıyla hep yarım öyküler anlatırım. Peki sen, yarım dudaklı bir kadını öpmek ister misin?"

"Herşey dönüyor ve kendi etrafındaki tüm masumiyeti yok ediyor, cehennemi sevmekten başka elimde insanca kalan ne var ki.. Cehennemi ruhu hala üşüyenler için istiyorum, kendi kötülüğümü istiyorum, son bir defa ara istiyorum." 

"Yanlış bu sözcükler, yanlış. Çok ağladım, çok erkek oldum çok da kadın, kimseyle kendimle bile yaşayamazdım. Hep yarım kaldım hep!"

Her aşk bir orospu yaratıyor. Bense beyaz duvaklar, dokunduğumda irkilen sırtlar çiziyorum. Ben de oluyorum, o senin kendin için korktuğun yerde..

Başını derenin kenarına koy, altını yıldızlarla bağla. Dinle ama korkma, çünkü vitamin aldım, iyiyim.. ama; ya bu soluk sonsa, ağlıyorum fren seslerinin ardından gelen hıza. Kaderimin oyuncağı oldum, sokakta aşkı buluyorum diye elma şekerleri kazandım, övüncü oldum sessiz uzlaşmacıların, övüncü oldum tüm yaşayamamışların, bir kurbanın onurunu diktiler yakama..